Temel ile Dursun çok yakın arkadaştılar. Hatta fındık bahçelerinin de ortağıydılar. O yıl bahçelerinde iyi çalıştılar. Mahsul de oldukça iyi idi. Fındığı toplattılar, sattılar. Çok fazla para kazandılar.
Ahbap çavuşlar, ikisi birden “Ver elini Amerika” demişler ve uçmuşlar. Yolculukta çok mutluydular. Doyasıya seyrediyorlardı gökleri, bulutları pencerelerinden.
Derken sallanmaya başladı dev uçak. Bir süre sonra da kadere teslim, paldır küldür düşmüş ta yükseklerden...
Dursun ölmüş. Temel de kurtulmuş kurtarılmasına da ne yazık ki penisi kopmuş kökünden. Kaldırmışlar ölü ve yaralıları en yakın hastaneye.
Neticede kaderin cilvesi denir buna. Takmışlar ölen arkadaşı Dursun'un penisini Temel'e. Kendine gelince Temel, bu gerçeği öğrenmiş doktorlardan. Almışlar Temel'i takibe. Sonra operasyon onaylanır onaylanmaz bulmuş kendini memleketinde.
Ne var ki Temel küstü dünyaya, evine bile uğramaktan korkardı kendisini. Meğer hastaneden bir heyet de gelmişti takibe Temel'i...
Temel kadınlarla iyi hoş ancak yüz vermiyordu Fadime'ye bir türlü. Doktorlar sormuş ki Temel'e, niye...
Derken patlamış Temel en sonunda heyete, demiş ki kendilerine:
“Siz takmışsınız en yakın arkadaşımın penisini diye ben aldatamam eşim Fadime'yi Dursun'un penisiyle.”