Önce Cumhurbaşkanı Eroğlu’na selamım var.

Bir devlet adamı gibi davrandı.

Meselenin çok sayıda tarafı olay üzerinde anlaşmışken kendisinin karşı çıkamayacağını böylelikle açıklayıverdi.

Eroğlu bu tavrı ile çoğunu şaşırttı.

Ama beni değil!

Neden derseniz çünkü onun bir  “Anavatan sevdalısı” biliyorumda ondan.

Ayrıca da Ankara’nın olurunu verdiği bir konuda el alem önünde, aksi bir davranış içerisine girmesi mümkün değildi.

Eroğlu’nun bu tavrı gerçekten önemlidir.

Ve öyle sanıyorum ki bu tavrı ile çözüm yönünde dönülmez bir yola girmiştir.

Niye girmesin ki.

Girsin ki solcuların kendi kendilerini barış yolunda tek adres göstermelerinin önünü kessin.

Ne demişti Sn. Talat? Hristofiyas ile birlikte bu işi üç ayda çözeriz demişti.

İkisi de çuvalladı.

Hele hele de solcu Hristofiyas, sağcı partilerin oyuncağı oluverdi.

Şimdi sağ yada liberal lider Türk tarafını temsil ederken, Rum tarafının da Liberal Anastasiyadis temsil ediyor.

Bence solcuların inadına, daha doğrusu solcu geçinenlerin inadına, bu meseleyi bunlar çözmeli.

Bunlar almalı bu işin şerefini.

Elli altmış yıldır sürüncemede kalan ve kılıktan kılığa da giren, şu Kıbrıs meselesinin sonu gelmelidir.

Eroğlu tahriklere kapılmadan bu yolu yürümektedir.

Hayretim niyedir, biliyormusunuz?

Şu UBPve DP-UG nin hallerine!

Basın da bunların tavırları yüzde 50 olarak verdi.

Bunların halleri Don-Kişotluğu hatırlatıyor insana.

Ortak açıklama noktasına nasıl gelindiğinin farkında değillermi ne?

Umalım ki bir refarandum günü yakın olsun da görsünler bunlar boylarının ölçüsünü.

Kıbrıs meselesinin tarafları kimlerdir, bilir misiniz?

Önce adanın iki halkıdır.

Sonra Türkiye’dir, Yunanistan’dır, İngiltere’dir, Amerika’dır, BM’dir, AB’dir kısaca dünyadır.

Ve aşikar olmuştur ki artık Kıbrıs’ta çözüm gelip kapıya dayanmıştır.

Çünkü bir çözüm, herşeyden önce Kıbrıs Türkünün yararınadır.

Kıbrıs Türkü AB’li olacak; AB muktesebatı ile gerek yargı, gerekse yürütme ve gerekse yasama bağlamında yeni bir moda ayak atacaktır.

Ayrıcata iki halkı birleştireceği gayretleri ile ada ekonomisi daha rahat bir ortama ulaşacak Türk tarafı da AB’nin fonlarından yararlanabilecektir.

Sonra AB bir ahlak kulübüdür.

Herşeyin ölçüsünün konduğu dometesin ve hıyarın bile ölçülendirildiği bir kulüp.

Kimsenin haklarının kaybolmayacağı bir ortaklık.

Hiç bir suçun cezasız kalmadığı bir dünyadır, AB.

AB bizim için bir kazanç olacaktır.

Ve bir çözüm ile Türkiye’nin de gerek AB yolunda gerekse Amerika ve Dünya ile ilişkilerinde önü açılacaktır.

75 milyonluk bir ülkenin önünü kesmek bizim haddimiz olmamalıdır.

Akıllar başa alınmalı ezberler bozulmalıdır.

Ve bu fırsat, sakın ola, kaçırılmamalıdır.