İnsanlar var oldukça umut da hep var olacaktır.
Yaşanan en kötü olaylarda bile daha iyiye ulaşılacağı umulur.
Yapılan yakarışlar, dilek ve temenniler bu yöndedir. Mücadele bu doğrultudadır.
Hedef, daha iyiye ulaşmadır. Bunun için umut edilir.
Fakat insanların daha iyiye ulaşma umudu çoğu kez birileri tarafından istismar edilir.
İnsanlar bazen umut ettikleri daha iyiye ulaşma noktası yerine başka istikametlere sürüklenir. Ve umulan şey yerine başka şeylerle karşılaşırlar. O zaman aldatıldıklarını, aradan geçen süre zarfında oyalanarak, başka amaçlar için kullanıldıklarını anlarlar.
Bunu fark ettiklerinde konjonktür değişmiş, başlangıçta çıkılan ortamdan başka bir ortama sürüklenilmiş olunur.
*
Referandum sonrası her şey daha güzel olacaktı. Yapılan tüm propagandalar bu yöndeydi. Yeter ki biz evet diyelim, her şey değişecekti. Rum’un evet veya hayır demesi güzel günlerin gelmesine engel olmayacaktı. Öyle deniliyordu.
Umut verildikçe verildi. Evetle her şeyin daha güzel olacağına dair beklenti oluşturuldu.
Referandum sona erdi, aradan yıllar geçti. Değişen bir şey olmadı.
Fakat, söz verenler sözlerini yerine getirmek yerine bize sabır diliyor.
Sabırlı olun! Her şey birden değişmez. Hukuki engeller var, deniliyor.
Bu sözleri verenler, söz vermeden önce hukuki engel olduğunu bilmiyor muydu?
Bilmemesi mümkün mü? O halde bu sözler niye verildi? İnsanları aldatmak için değil mi? İstenen hedefe doğru sürüklemek için değil mi?
Bu sözleri verenler, hukuki engel olduğunu bildiği halde söz verip de bu engelin kaldırılması için gerekli çalışmaları niye yapmamış?
Bu sorular önemsenip ciddiyetle söz verenlere yöneltiliyor mu?
*
Kıbrıs Cumhuriyeti oluştuğu zaman Rumlar anayasada Türklere verilen hakları yontmak için her şeyi yapmıştı. Anayasal hakların kullanılmasını engellemiş, sonunda da Türklere saldırmıştı.
Yapılan saldırılar sonucu herkes Türklere yapılanın haksızlık olduğunu söylüyordu.
Herkes Rumların saldırısından söz ediyor, akan kanın durmasını istiyordu. Sonunda akan kanı durduracak bir ateş kes yapıldı. BM Barış Gücü Kıbrıs’a getirildi. Fakat yönetimin gasp edilmesi Rumların yanına kaldı. Bir süre sonra Rumların saldırıları ve Türklere yapılan haksızlık unutulmaya başlandı.
Haksız ödüllendirildi, haklı unutuldu.
Şimdi durum nedir?
Referandumda Rum’un hayır demesi halinde bunun cezasını çekeceği, Türk’ün evet demesi halinde ödüllendirileceği söylenmişti.
Rum, söylenen laflara hiç bakmadı. Bildiğini okudu. Fakat cezalandırılması bir yana ödüllendirildi. Hayır dediği halde AB’ye girdi. AB’nin olanaklarını tepe tepe kullanmaya başladı. Türk’ün hakkına uzanmaya devam etti.
Biz evet dediğimiz için ödül bekliyorduk. Güzel laflardan ve umuttan başka bir şey almadık.
Umarım, ödül umulurken, ödün verilmesi durumu ile de karşılaşılmaz.