Ankarada İlk Konaklamam
Küçük bir kafile olarak Ankara Gar'ına ulaştık.Kafilemizde yüksek öğrenim amacıyla beraberimde bazı akrabalarım vardı.
Bunlar arasında maalesef rahmetlenen G.Mağusa Canpolat Lisesi müdürlerinden Özdal Uluca,Matematik öğretmenliğinden emekli Turan Andavallı ,adı Aydın olarak bilinen Gazi Mağusa Namık Kemal Lisesi Emekli Md.Muavini ve Edebiyat öğretmeni Ahmet İsmet Hüseyin,yine kaybettiklerimizden Emekli Girne 19 Mayıs Lisesi eski müdürü Özkan Sayılı vardı.Yakın akrabam Sayın Özkan Sayılı ile Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesine birlikte kayıt yaptırmıştık.
İkimiz de Felsefe Bölümünü seçmiştik.Gelecekte Eğitim ve Öğretim saflarında Kıbrıs Türk Toplumunda birlikte olacaktık.Kendisine Allahtan rahmet dilerim.Geride güzel evlatlarını emanet ederek hoş anılar birakarak aramızdan ayrıldı.

KONAK OTELDE AKRABALARIMLA RESTLEŞTİK
Ankara Dış Kapı bölgesinde Konak Otele konakladığımız ilk günlerde maalesef akrabalarım arasında gerilim yaşanmıştı.
Sanki hiçbirimiz mutlu değildik ilk günlerimizde.Haksız da değildi akrabalarım.Çünkü biz beş kişilik bir odaya yerleştirildiğimizi bilirken baktık ki sabahleyin odamızın zemininde yaklaşık on kişiden fazla müşteri uyumakta idi.
Bu manzara özellikle hiç yatılı okumayan akrabalarımı seyahatimizden soğutmuştu.Çünkü benim dışındakiler ailelerinden hiç uzak yaşamamıslar.İkide birde aile özlemlerini dillendiriyorlardı.
Aralarında sık sık toplanarak bu duygusallıklarını ifade etmekteydiler.Derken bir karar verdiler.Ben de kendilerine katılırsam Kıbrısa geri dönüş hazırlıklarına girişecektik...
Ve bu amaçla aramızda toplandık.Aramızdan sadece ben geri dönüş kararına şiddetle karşı durdum.
Ve kendilerine aynen şöyle dedim.Biz Ankara'ya gezmeye gelmedik arkadaşlar.Yüksek öğrenime geldik.Bu nedenle ve şahsen geri dönmemekte kararlıyım.
Mesele ben Ankarada kalır da kendiler geri dönerse ailelelerine hesap vermeleri çok zor olacaktı.Böylece kalmaya karar verdik.

KAYIT VE BURS BAŞVURUSU
Ertesi sabah Ankara'da kalma kararlılığı ile hazırlanıp yaya olarak Ulusa doğru tek sıra halinde yürümeye koyulduk.
Ankara şehrinde ulaşım hakkında hiçbirimizin deneyimi yoktu.Bu nedenle Ankara Talim Terbiye dairesinde görev yapan ortak akrabamız Hüseyin Yıldırım abimiz rehberlik yapmak için kızı Candeğer'e ricada bulunmuştu.Candeğerle Ulus'ta buluşmak üzere kararlaştırılan durakta biraz bekledikten sonra onunla buluştuk...Ve kayıt yapacağımız Fakültelere nasıl ulaşacağımızı ondan öğrendik.Özkan Sayılı ile ben Dil ve Tarih cografya Fakultesine,Turan Andavallı ile Özdal Uluca Fen Fakültesine (matematik bölümüne) kaydolmak üzere yola revan olduk.
Dil Ve Tarih Coğrafya fakültesi bulunduğumuz yer Ulus'a yakındı.Ozkan Sayılı ile araç gerekmeden yürüyerek dö8rt sene öğrenim yapacağımız Dil ve Tarih Coğrafya fakültesine vardık Binası bize çok muhteşem görünmüştü.Fakültenin karşı tepesinde büyük harflarla Atatürkün "HAYATTA EN HAKİKİ MÜRŞİT İLİMDİR" Özdeyişi Fakülteyi daha da görkemli hissettiriyordu insana.Ve inandım ki bu noktada artık geriye dönüş gibi özlemimiz tamamen ortadan kalkmıştı.Artık Fakülteli olmamıza sayılı zaman kalmıştı.
Önce Egitim Bakanlığına gitmemiz ve diplomalarımızı onaylatmamız gerekiyordu..Bu iş zor olmadı.Kısa zamanda Bakanlıklara giden otobüslerden biriyle Eğitim Bakanlığına ulaştık,Talim Terbiye Dairesinde görevli akrabamız Hüseyin Yıldırımın da yardımı ile diplomalarımızı onaylattık...

FELSEFE BÖLÜMÜNE KAYIT İŞLEMİ
Tasdik işlemleri ve bezeri gerekli işlemler tamamlandıktan sonra,yeğen olarak hitap ettigim arkadaşım Özkan Süleyman Sayılı ile Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesinin Öğrenci İşleri Bolümüne giderek Felsefe Bölümüne kaydımızı tamamladık Artık ikimiz de ayni Fakültenin Felsefe Bölümünün kayıtlı öğrencisi olduk.Dört yıl rahmetli yeğenimle beraberliğimiz oldu.

TAHSİLİMİ ŞEHİT BABAMA BORÇLUYUM
Benim Yüksek Öğrenim yapmamı çok istemişti Rahmetli babam.Ve okumam için elinden geleni yapmıştı...
İlk üniversite yılımın masraflarını tamamen kendisi karşılaşmıştı.İki bin TL.satın almıştı ilk yılımda masraflarım için.O zaman Türkiye Gümrüklerinden Türk parası geçirmek yasaktı.Çünkü Türkiyede hükümetin dövize ihtiyacı vardı...
Halbuki bir öğrenci için TL.kullanmak daha karlı olurdu...Bu nedenle babamın öğrenimim için sakladiğı iki binTürk Lirası
değerli bir meblağdı...Ve o zamanlar genellikle orta halli veya fakir öğrenciler Türk Lirasını gizleyerek gümrükten geçiriyorlardı.Bu yöntemi ben de bir şekilde denemiştim..
Kaydımı yaptırdıktan sonra tahsilimi borçlu olduğum şehit babama minnetlerimi siz değerli okurlarımla paylaşır ve 1 Temmuz tarihinde her yıl kıymetli bababsmın ölümü nedeniyle yayinlamakta olduğum şiirimi bu vesile ile tekrar etmeyi bir borç bilirim;
Bu şiir ocak 2021 yılında yayınladığım ilk şiir kitabım olan "AKDENİZDEN ESİNTİLER"başlıklı şiir kitabımın 6.sayfasında yer almış ve her yil 1 Temmuz tarihinde yerl gazetelerimizin bazılarinda yayinlanmaktadır.İlgili şiirim aynen aşağıdaki gibidir:

BABAM
O gün farklı bir gündü,
Güneş bile sanki isteksizdi
doğmak için...
Havadaki o günkü sis bile,
kaybolmamamak için
direniyordu.
Fakat nafile o hazin gün,
doğacak ve yaşam devam edecekti...
Güneş mutat görevini yapmış
Ve ortalık yıne ağarmıştı...

Güneşin doğuşu ile eşgüdüm içerisinde,

çığlık çığlığa ötüşen kuşlar,

Yeni günün 1 Temmuz 1958 gününün

feryadını sezinlediklerini

ima ediyorlardı bağırışlarıyla...

Sadece bir konuda önsezi içinde

olabilir belki insan.

Bu gün sıradan bir gün olmayabilirdi

Ve yaşam farklı yaşanabilirdi

O hazin gün...

Her günkünden farklı...

Beklenen akibet bir güç tarafindan

durdurulabilir veya ertelenebilirdi.

Sanmaktakyim ki

her zaman güne çok erken

başlayan şehit babam,

yatağından kalkmak için

çok aceleci değildi.

Kendisini neyin beklediğini

haliyle bilemezdi...

Bir süre dikili tutmuştu

gözlerini yatak odasının tavanına ...

Ama aniden evine yiyecek götürmesi

gerektiğini anımsayarak

yatağından kalktı.

Süratle giyinip bisikletine bindi

Ve Bandabuliya adı verilen

Rum haline doğru yolcu olmuştu.

Artık yatağından kalktığı gibi

dinlenmiş ve sakin değildi babam...

Tam aksine oldukça aceleci

Oldukça telaşlı idi...

Belki de biskletiyle hızlanmıştı.

Garip bir ses sanki

Ona gel,diye seslenmekteydi...

Babam eşi ve evlatları için,

Sanki son fedakarlığını yapmakta idi.

Ve inanıyorum ki babamın

O günkü hissiyatı başka türlü değildi...

Ama kendisi için,

EOKA tarafından tertiplenen

hain pusuya gittikçe yaklaşmaktaydı.

Ne bilsinler ki onun güzel yeşil gözlerinde

sadece ailesinin ve sevdiklerinin

hayali vardı...

Ne bilsinler ki babamin yaşamında

Aile ve evlatlarından başkası yoktu.

Ne bilsinler ki rahmetli babam

Gelişerek sürdürülecek

EOKA tedhiş olaylarını

asla ırgalamıyordu bilincinde.

Ve kaderi tecelli etmişti

Bir Rum sokağında

bisikleti ile giderken.

Hain pusu vaktini doldurmuş

babamı bekliyordu.

Ve miadı doluyordu dünyada

zavallı babamın...

Çunkü onun bir suçu varsaydı bile

Bir Kıbrıs Türk insanı olması

Olmamaliydı.

Sonuçta bir hedef oluyordu

EOKA 'ın acımasız kurşunlarına.

Kırkbeşlik tabanca ile ,

tam beş kurşun isabet etmişti

arkasından babamın biçare bedenine.

Barış Gücü haberdar olduğunda

Artık kurtarılması için geç kalınmıştı

İngiliz aracına yaralı olarak

Yatırıldığı zaman,

Ailesine nakledildiğine göre,

O güzelim yeşil gözlerini

bir kaç kez daha açıp kapamıştı

Belki son nefesini verirken

yanıda sevdiklerini görmek

istemiş de olabilirdi bu son anında.

Ama mümkün değildi.

Ve ne yazık ki mümkün olamamışti.

Kadere boyun eğerek

Gözlerini bu lanetli dünyayı

terketmek adına yummuş.

Ve tüm sevdiklerini

terketmeye necbur kalmıstı o...

Babam her insan gibi

Tek başına dünyaya gelmiş

Ve tek başına dünyadan

Göç etmistir.

Allahımdan her zaman dilediğim

Onun bizce güzel kalbinin

İyiliklerinin hakkını vererek

Cennetine kabul etmesi,

Ve İnsanca işlemis olduğu

günahları olmuşsa bağışlamasıdır.

Toprağı bol olsun değerli babamın.

Ruhu şad olsun...

Dilerim ki Kıbrıs Türk Halkının Kalbinde

Ebediyen yaşıyacak ve yaşatılacaktır.

Bu şiirim,3/6/2004 günü yeniden tarafımdan düzenlenerek kayda geçmiştir..