Erdemden yoksunsa bir insan, ondan ne şah olur ne de padişah... Ne de doğru dürüst bir adam.
Örneğin ondan bir yargıç olmaz. Çünkü yapısında onun bencillik ve taraf olmak vardır. Adaleti bilir bilmesine, hukuk bilgisi de tamamdır; ama vereceği kararda ne adalet ne de tarafsızlık vardır.
Herkes bilir, söyler de... Karar eyleme geçerken envai etkiler çıkar ortaya ve başlar tarafla tarafsızlık, doğru ile yanlışlık, haklı ile haksızlık çarpışmaya...
İşin içerisinde bir de çıkar hesabı varsa, vicdan denilen iç dünyamızda yaşattığımız yargıcın işi çok zor.
Bir taraftan doğruyu, haklıyı savunan vicdan; diğer taraftan çeşitli baskılarla güdülmeye çalışılan bilinç...
Kolay mıdır tarafsız olmak? Bir de başlarsa tehditler veya cazip teklifler...
Kolay mıdır doğruluktan ve haklılıktan yana olmak? Ve doğruluk adına direnmek...
İşte insan böyle durumlarda kalırsa ve eğer sonuna kadar insan kalmayı kendine amaç edinmişse, sadece vicdanının sesini dinler.
Çünkü bilmektedir ki erdem sahibi insan için vicdanın sesi öncelikli tercihtir. Çünkü vicdanın sesi, aynı zamanda Allah’ın da sesidir.
Gündem
Dünya
Kültür-Sanat
3.Sayfa
Güney
Spor
Türkiye
Vicdanın Sesi
Teoman Ersöz
Yorumlar