Nihayet yeni kabine kuruldu. Şöyle veya böyle, kuruldu...
Erken Genel Seçimleri sonrasında merak edilen ilk konu, kimlerin seçilecekleri, diğeri de yeni hükümet üyeleriydi. Ve nihayet evvelki gün yeni hükümet açıklandı.
Nemelazım Başbakan Dr. Faiz Sucuoğlu bugüne kadar dengeleri koruyarak bu işi sonlandırdı.
Hani yeri geldiğinde doğruları alkışlar, yanlışları da eleştiririz ya... O bağlamda bu yeni kabinede insanları rahatsız eden en önemli bakanlık, Dışişleri Bakanlığı’na kimin getirileceğiydi.
Gerçi Erken Seçime kadar sıkıntı yaşamamak adına eski Dişişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu bu bakanlığa dıştan getirildi ama, er veya geç, seçim bitince bu bakanlığa kimin getirileceği konusu gündeme geldi.
Herkesin kafasında var olan düşünce, Gazimağusa’dan milletvekili seçilen avukat ve Parti Genel Sekreteri Oğuzhan Hasipoğlu’ydu. Herkes bu beklenti içindeydi. Hatta bazı gazeteler manşet atmıştı.
“Dışişlerinde Oğuzhan-Ertuğruloğlu krizi” diye.
Bu haber yayınlanana kadar böyle bir durumun var olduğunu pek kestiremedik.
Ne demek “Oğuzhan-Ertuğruloğlu krizi” yani?
İşte muazzam birikimi olan, ta Denktaş zamanından ikili görüşmelere katılan, defaten New York ve Cenevre toplantılarına katılan, yüksek lisansını İngiltere’de yapan şahane İngilizcesi ile Oğuzhan Hasipoğlu meclise girme şansını yakalayan pırıl pırıl bir milletvekili... Ondan iyisini mi bulacaktı bu millet, anlamış değiliz.
Ortalarda dolaşan bir de fısıltı vardı bu bakanlıktaki kriz için.
Güya dıştan Dışişleri Bakanlığı görevini yapan Tahsin Ertuğruloğlu Ankara’yı devreye sokmuş da, kendisinin yeniden bu bakanlığa atanmasını sağlamaya çalışmış.
Hadi canım siz de...
Tahsin Ertuğruloğlu bundan bir önceki seçimi kaybetmiş ve yeniden milletvekili olamamış deneyimli bir politikacıdır. İlle de onun dıştan bakan olmasına ihtiyacı mı vardı? Yoktu bence. Hatta öyle bir hareket yaratması da siyasi etiğe sığmazdı.
Sadece teamüller bize, son seçimden sonra bir kere daha dıştan bakan olarak atılmasının yanlış olacağı intibaını verdi.
Şayet söylenenler doğruysa, ben de “Tahsin Ertuğruloğlu Ankara’yı devreye sokmuşsa ayıp etti derim.” Ama yine de ihtimal vermiyorum. Belki Ankara’nın gönlünde o vardı. Ama... Ortaya çıkan gerçek karşısında hakikaten Dışişlerine seçilmiş birisinin getirilmesini gerekirdi.
Ertuğruloğlu son seçimde aday olup meclise girmiş olsaydı, ne suya, ne de sabuna dokunmadan buz gibi de bakan olurdu.
Şimdi gelelim bir başka tabloya...
Hala anlamış değiliz Oğuzhan’ın Dışişeri Bakanlığına neden atanmadığını ve Çalışma Bakanı yapıldığını.
Belki kapalı kapılar arkasında bizlerin de bilemediği bazı hususlar vardır.
Ben şahsen, yıllarca Kıbrıs konusunda kalem oynatan bir gazeteci olarak, Dışişleri Bakanlığına getirilen Hasan Taçoy’un Kıbrıs konusundaki birikimlerinin, kesinlikle Oğuzhan Hasipoğlu kadar olmadığına inanıyorum.
Herhalde şimdi Hasan Taçoy odasına kapanacak ve gelmiş geçmiş Kıbrıs görüşmeleri ve süreç üzerine dersine çalışmaya başlayacak.
Şöyle veya böyle... Bu işte en şanslı adam, Hasan Taçoy olmuştur, tek bir kere Kıbrıs görüşmelerine katılmayan yeni bir bakan olarak.
Bir de şu söz geçiyor aklımdan...
“Ateş yanmayan yerden duman çıkmaz...”
Bazen yapılan dedikoduların gerçekliği su yüzüne çıkınca, “Yahu bunlar gerçekmiş” deyiverir insanlar.
Herşeye rağmen bize hayırlısı demek düşüyor. Yine de rahmetlerimle eski TC Cumhurbakanı Süleyman Demirel’in sözlerini belirtmeden edemeyeceğim.
“Demokrasilerde çareler tükenmez.”