Basit konularda başlar oluşumu pişmanlık sendromunun.
Önce şaka gibi gelir insana...
Sonunda, kaygılar tekrarlandıkça ciddi bir sendroma dönüşür.
Keşkelerle başlar pişmanlıklar ve zaman sürecinde düşüncede büyürler.
Tekrarlandıkça pişmanlıklar huzursuzluklarla yaşanırlar.
Söz veya sözler çıkar ağızlardan, ardından insanlar eylemlerde bulunur geçerek kendilerinden.
Bazen de kontrolden çıkarak dökülür ağızlardan sözcükler...
Hatta bazen de duygu ve düşünceler eyleme dönüşürler...
Yapılan ve edilenlerin nereye uzanacağını gereğince düşünmeden...
Bir de sorumluluklar unutulur bir eylemde bulunulurken, duygusallıklar nedeniyle...
Belki de basit bir sitem veya takaza, dostlar arasında dargınlıkla, hatta küskünlüklere sonuçlanır...
Nedense günün sonunda hesaplaştığında kişi kendiyle sorumluluğu gelir aklına.
Ve huzuru kaçar, gittikçe artarak büyüyen pişmanlıklarla...
Artık işe yaramaz keşkeler...
Pişmanlıklar, keşkeler sendroma dönüşür...
Ve en sonunda bu işe denir ki:
"Ayıkla pirinci, dostum... Olan oldu bir kere..."
Belki zaman sürecinde olmuşlar yok olmasa bile öfkeler hafiflemiş olur...
Bir ilaçtır zaman, mazinin kirlerini temizleyen.
Yoksa kahredicidir geçmişte yapılanlarla edilenler...