Evvelki gün eski Erenköy’de çok anlamlı bir etkinlik düzenlendi. Etkinliğin adı, “Bereketçiler Ormanı Fidan Dikme Töreni” idi.
Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın da katıldığı tören, gerçekten çok anlamlıydı. Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tümgenerl Zorlu Topaloğlu’nun organizesinde bütün birliklerde fidan dikim faaliyetleri devam ederken, özellikle “Bereketçiler Ormanı” adı altındaki etkinlik tarihi anlatma ve “Bereketçiler”in hatırasını topluma mal etmek adına çok önemlidyi.
8 Ağustos 1964 tarihinde Erenköy’de, o çıplak tepelerde ve Rumların hedefi haline gelen o beldede neler yaşanmadı ki. Grivas’ın yönetimindeki Rum teröristlerin Erenköy’e saldırılarını ilk kez o zaman görmüştük, Türk jetleri onları bombaladığında.
Yine GKK’nin organizesinde bir kısım öğrencinin oraya götürülmesi ve o tarih kokan beldeyi görmeleri ve bilindiği sanılan ama gözlemlemelerle belgelenen bir ziyaret haline gelen Erenköy ziyareti, yeni gençlerin kendi tarihi ile buluşmasına vesile oldu.
Her 8 Ağustos’ta Erenköy’de törenler düzenlenir, şehit mezarları ziyaret edilir ve günün anlamı dile getirilir.
21 Aralık 1963’le başlayan Rum saldırıları ötesinde, “BEREKETÇİ” olarak tanımladığımız kahraman Erenköylü insanların balıkçı sandalları ile Anamur’a gidişleri ve oradan TMT için silah getirmeleri ne kadar zor ve ne kadar zahmetliydi. O silah sevkiyatları, gerçekten çok zordu ve İngiliz’in ipte sallandırdığı bir dönemde bu işin gerçekleşmesi asla ve asla unutulamaz.
Asaf Elmas’la Hikmet Rezvan’ın ikinci silah sevkiyatında tekneleri ve silahlarla ortalardan kaybolmaları, hala daha meçhul bir durumdur. Bugün oldu, hala ne ölüleri, ne de dirileri bulunabilmiştir. Hatta silahlar da bulunamamıştır. Belki de fırtınaya yakalanmışlar, silahlarla sürüklenmişler ve Akdeniz’in lacivert sularına gömülerek şehit olmuşlardır.
Anımsadığım kadarı ile yine denizci Oğuz Kotoğlu ve iki arkadaşının Erenköy’e silah sevkiyatı, bir filme konu olacak kadar derin ve anlamlıdır. Onların silahlarla yakalanmaları anımsadığım kadarı ile 1957 veya 1958 senesine denk gelir. İngiliz askerleri onları kıskıvrak yakalayıp mahkemeye sevkedince, devreye Rauf Denktaş girmişti, avukat olarak. Neticede üç Türkiyeli BEREKETÇİ’nin kurtulmasını sağlamıştı.
Rumların EOKA’sına panzehir olarak kurulan Türk Mukavemet Teşkilatı da örgütlenmeye ve silahlanmaya başlayınca, Dr. Küçük’le Denktaş soluğu Ankara’da almışlardı. Ankara’ya gidişleri, merhum başbakan Adnan Menderes ve Dışişleri Bakanı merhum Fatin Zorlu ile görüşme amacına yönelikti.
O ziyarette bu iki değerli devlet adamının Kıbrıs Türkü’nün silahlanmasını öngörmeleri ve gizli yollardan Kıbrıs’a silah sevkiyatını organize edişleri gerçekten önemli bir tarihi olaydı. Nitekim bu mesele Ankara ile sağlama bağlanınca, bizim BEREKETÇİ’ler muhtelif defalar balıkçı tekneleri ile Türkiye sahillerine giderek gemilerine silah yüklemişler ve TMT’nin silahlanmasını sağlamışlardır.
Şayet merhum asker, çok değerli dostum, Albay İsmail Tansu’nun “Aslında Hiç Kimse uyumuyordu” adlı kitabını okursanız, BEREKTÇİLER’in neler yaptıklarını ve başlarına neler geldiğini daha rahat görecek ve bilgi dağarcığınıza pek çok şey yerleştirmiş olacaksını.
Bu bereketçilerle zaman zaman buluşmamız, hatta bazılarını televizyondaki NABIZ Programıma konuk edişim, benim için de çok anlamlıydı.
O programlarda neler neler anlatılmadı ki...
1974 Mutlu Barış Harekatı, Kıbrıs Türkü’nün yeni bir doğum günüydü. Harekatta özgürlük sınırımızı çekilmiş ve kuzey toprakları, tümden Türklerin vatanı olmuştur. Artık hayatımızda Rumlar kalmamıştı.
Esasında Erenköylü’lerin tümü de çilekeş insanlardır. Neden? Çünkü Nüfus Mübadele Anlaşması ile kuzeydeki Rumlar güneye, güneydeki Türkler de kuzeye geçmişlerdi. Yüz binlerce göçmenin yerleşimine rağmen Erenköylüler hala o mahrumiyet bölgesinde kalmışlardı. İşin ilginç yanı, Erenköy, harekatta KKTC topraklarından ayrı bir bölge haline geldi ve oraya ulaşım da hep gemilerle sağlanmış oldu.
Hatırlıyorum o günleri... Bayraktarlık Erenköylüler için Karpaz bölgesinde Yalusa isimli köyü onlara ayırmıştı. Nitekim 1977 veya 1978’de bizzat benim de hazır bulunduğum dağıtım çalışması sonrasında bütün eski Erenköy’deki kardeşerimizi Yeni Erenköy’e aktarmıştık. O bölgeye yerleştirilmelerinin nedeni, köyün kıyıya açık olması ve balıkçılık yapma esasına dayanıyordu.
Yani şu anda elimizde, Eski ve Yeni Erenköy bulunmaktadır.
Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tümgenerel Zorlu Topaloğlu’nu kutlamak istiyorum. Çünkü BEREKETÇİLER’in anısına bir “BEREKETÇİLER ORMAN FİDANI DİKME” etkinliği düzenledi ve onların coğrafi anlamda da isimlerini tapu ve kadastro kayıtlarına geçirdi.
“BEREKETÇİLER ORMANI”, gelecek zaman içinde boy verecek, o çorak topraklar yeşererek, onların ruhlarında bir abide gibi var olacak.
Özellikle yeni nesiller, sosyolojik ve siyasal anlamda BEREKTÇİLER gerçeğini iyice öğrenmeleri ve bu halkın nereden ve nasıl buralara geldiğini kavramaları gerekir.
Bir kısım öğrencinin “BEREKETÇİER ORMAN DİKİMİ TÖRENİ”ne katılımlarını sağlamak da ayrı bir anlam taşır. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın o etkinlikte çok anlamlı bir konuşma yapması ve oradaki öğrencileri bilgilendirmesi de ayrı bir anlam taşır.
Belki bir gün o BEREKTÇİLER ORMANI’nı boy vermiş haliyle görebilme şansını elde ederek, dolu dolu tarihi ruhumda ve bütün benliğimde yaşamayı gerçekleştiririm.
Bereketçi kardeşlerim... Siz yattığınız yerde rahat uyuyun... Gelecek ve vatan, yeni ve sağlam nesillerin omuzlarındadır. Bu da böyle biline...