Hatırlıyorum...  Yıllar önce güvenli gıda konusunu, bundan üç beş gün önce kaybettiğimiz Lefkoşa milletvekili Dr. Yüksel Tüccaroğlu, meclis kürsüsünden yapmış olduğu konuşma ile meclise getirmişti.  Belki 25-30 yıllık bir döneme tekabül eder, gıdalardaki limit üstün ilaç meselesi.

            Esasında Dr. Yüksel Tüccaroğlu bir doktor olarak bu konuyu gündeme getirmesi ve konunun önem kazanması açısından yapmış olduğu girişim ve o anlamlı konuşmalar, gerçekten yerine ulaşmıştı.  Artık bu konu meclisin ve kamuoyunun gündemindeydi.  Özellikle o günlerde dillendirilen DDT’li sebzeler, hakikaten insanlarımızı tedirgin etmişti.

            Dr. Yüksel Tüccaroğlu sonra bu işin peşini bırakmamış ve muhtelif defalar bu konuda mecliste konuşma yapmıştı.

            Kolay mıydı UBP’nin milletvekili olup da icraatı eleştirmek?  Hiç de kolay değildi.  O, cesur çıkışlarıyla bu tür konuşmalarını meclis kürsüsünden yapmıştı.

            Dr. Yüksel Tüccaroğlu’nun temel düşüncesi, limitüstü ilaçlarla üretilen sebzelerin kanser vakalarına neden olmasına dayanıyordu.  Gerçekten de teşhisi doğruydu.  O limitüstü ilaçlarla işgahlı hale gelen sebzeleri kaç kez yemiş ve soframıza koymuşuz.  Genç ihtiyar demeden herkes o ilaçlı ürünleri yedi ve pek çok insan da hayatından oldu.

            Bakıyorum şöyle...  Hayli uzun zamandan beri bu konuda mecliste konuşma yapan kimse yok. Gerek iktidar, gerekse muhalefet kanadından.  Mesela bu konuya parmak basmamın nedeni, Sağlık Bakanlığınca gıda analizlerinin durdurulmasıdır.

            Verilen haber, Devlet Labratuvarı Dairesi’nin yerli ve ithal gıda ürünlerinin analizlerinde kullanılan kitlerin bittiğine  dairdir.  Yani yapılan açıklamalar limitüstülük meseleye dayanan çalışma kitlerinin tükenmiş olmasıdır ki, bu eksiklik giderilinceye kadar kaç istismarcı üretici limitüstü ilaçlı ürünü piyasaya sürecek, Allah bilir.

            Bu bir şanssızlık mı?  Belki şanssızlıktır, belki ihmal.  Lakin işin temelinde insan sağlığı vardır.

            Bu konu gündeme gelince hangi muhalif, hangi medya yayın organı bu konuya temas etmez ki...

            Gazetelerde verilen haber de, gerek koronavirüs, gerek pahalılık, gerek dövizin fırlaması, gerek belediye reformları gibi konular gibi basına malzeme olmuş oluyor.  Tabii ki şimdi de biten kitler konusu...

            Doğru verilen haberleri alkışlamak lazım...

            Özellikle Reşat Akar, akşamüstü canlı yayınlarında bu ve buna benzer konulara ısrarla parmak basar ve kamuoyundan da alkış alır.

            Hani derler ya...

            “Arkadaş!  Sen işini tamam yap, ötesine karşıma” diye bir söz.

            Kitlerin eksilmesinin bir programsızlık olduğunu düşünüyorum.  O nedenle bu konuya parmak basarak, bu tür ihmallerin bir kere daha yapılmamasını temenni ediyorum.

            Şayet Dr. Yüksel Tüccaroğlu hayatta olan bir milletvekili olsaydı, eminim Mecliste yine bu konuda sert eleştiriler yapar ve kamuoyunun nabzını tutardı.

            Böyle bir durumun vuku bulması, Tarım Dairesi’ni de hareket geçirdi, anladığımız kadarı ile.  Tarım Dairesi Müdürü Reşat Değirmenci bu konuda yapmış olduğu açıklamada şöyle demiştir:

            “Gıda analizlerinde kullanılan kit, 352 adet standart maddeden oluşmaktadır.  Şu anda ülkemizde saf maddeler eksik olduğundan, hem yerel hem de ithal ürünlerde analiz yapılamamaktadır.  Bu maksat için Kıbrıs Türk Sebze ve Meyve Toptancılar Birliği’ne yazı yazdık ve Türkiye’den ithal edilecek ürünlerin, ülkemize gelmeden analizlerinin yapılmasının sağlanmasını ve ürünün o zaman ülkemize gelmesini talep ettik.  Hatta analizi yapılmayan ithal ürünlerin, ülkeye sokulmayacağını bildirdik.”

            Tarım Dariesi’nin almış olduğu bu önlem gerçekten çok önemlidir.  Madem böyle nahoş bir durum hasıl oldu, en azından ithal ürünlerin ülkemize sağlıklı konuşlarda ve sağlıklı kontrollarla getirilmesi sağlanmış oluyor bu uygulama ile.

            Ben şuna inanıyorum...

            İnsan sağlığı konu olunca, görevliler bayağı kolları sıvayarak halkın sağlığını koruma mücadelesine giriyorlar.

            Bu konunun da en erken bir zamanda çözümleneceğine olan inancımı da vurgulamak isterim.

            Zaman zaman olagelen idari ve teknik aksaklıkları hoşgörü ile karşılasak da, yine de kamuoyu bu gibi konularda rahatsızlığını dile getiriyor.

            Bu konuya parmak basmanın da bir insanlık görevi olduğunu düşünüyor ve bu vesile ile rahmetlik Dr. Yüksel Tüccaroğlu’nu da yad etmiş oluyorum.