Seçim fırtınası geçip meclise girmeyi başaran adaylar, milletvekili sıfatıyla geçtiğimiz Pazartesi günü mecliste yemin ettiler. Gerek eskiler, gerekse yeniler, teamüller ve Meclis iç tüzüğüne göre teker teker meclis kürsüsüne gelerek o ünlü “onur” yeminini okudular.
O yemin sonrasında da artık beş yıl mecliste hizmet edecek ve meclisin bütün işlevselliklerinde yerlerini alacaklar.
Milletvekillerinin yemin törenini televizyondan izlerken şöyle bir ifade belirmişti kafamda, gazetedeki köşemde yazmak için. O da şuydu:
“Bir gün milletvekillerine ettikleri yemini hatırlatacağım.”
İsterseniz o yemini bir kere daha buraya alalım ve yeminle ahlakî değerleri tartışalım. İşte mecliste okunan yemin:
“Devletin varlığını ve bağımsızlığını, yurdun ve halkın bölünmez bütünlüğünü, halkın kayıtsız şartsız egemenliğini koruyacağıma, hukukun üstünlüğüne, demokratik, laik ve sosyal Hukuk Devleti ve Atatürk ilkelerine bağlı kalacağıma; halkın refahı ve mutluluğu için çalışacağıma; her yurtaşın insan haklarından ve temel hak ve özgürlüklerden yararlanması ülküsünden ve Anayasa’ya bağlılıktan ayrılmayacağıma; namusum ve şerefim üzerine and içerim.”
Ahlâk ve devlet bağlamında bütün bu yeminin derinliklerinde o kadar önemli ifadeler var ki, insan şöyle kafasından geçiriyor.
“Bugüne kadar gelmiş geçmiş Cumhurbaşkanları ve milletvekilleri bu yemine sadık kaldılar mı?”
Kimseyi zan altında bırakmak istemiyorum geçmişi ile ilgili. Lakin zaman zaman geçmişte bazı milletvekillerinin bazı siyasilerin haksız kazanımları, bakanlık dönemlerindeki vurgunları hep konuşuldu, hatta bazılarının meclisteki dokunulmazlıkları kaldırıldı. Dokunulmazlıklar da kalkınca yargının yolu göründü.
Yargı herkes için var olan bir adalet organıdır. Haklıyla haksızı belirler, suçluyu suçsuzu saptar, vurgun yapanların belgeleri ve kanıtları varsa, o milletvekilini veya milletvekillerini mahkûm eder.
Bu yazımı kaleme alırken ifade etmek isterim ki, tertemiz ve dürüst siyaset yapan milletvekillerini, bütün yazdıklarımdan ve yazacaklarımdan tenzih ederim.
O bağlamda bu yemini edenlerden bir gün hesap sorar mıyız diye de düşünüyorum.
İşin başından itibaren uyarmak ve meclisin gerekli yasal uygulamalarını hatırlatmak için, şu soruyu kamuoyunun gündemine getiriyorum:
“7 Şubat 2022 tarihinde mecliste yemin eden bütün milletvekilleri mal ve para beyanında bulundular mı?”
Yani NERDEN BULDUN? Sorusu...
Evet bu sorunun yanıtının bulunması gerekir.
Siyasileri mal beyanları...
Geçmişte bu halk neler yaşamadı ki...
Neler görmedi ki...
Sırtındaki elbiseleri ile meclise giren ne siyasiler gördük, iskan uygulamasında yaptıkları vurgunlar ile adeta birer komparador olduklarını.
Sanırım “Nerden Buldun?” yasası mecliste mevcuttur.
Herhalde yanılmıyorum.
Böyle bir yasanın mevcudiyeti var hala belleğimde.
Bir milletvekili maaşı ile lüks bir hayat hazırlayamaz ailesine ve kendisine. Bunun yanında milletvekilleri her zaman göz önündedirler ve her zaman sorgulanacak konumdadırlar. O bağlamda milletvekilleri attıkları her adımı, alacakları her kararı benliklerinde iyice analiz ederek vermelidirler diye düşünüyorum. Milletvekilleri aldıkları maaşla, bütün düğünlere kocaman çiçekler gönderemez. Bütçesi ona yetmez. Veya rant için beş yüz kişilik bir yemek veremez.
İşte o “Nerden Buldun Yasası”dır ki, mecliste vurgunu ve siyasi konumunu istismar edemeyecek bir otokontrol vazifesi göstermiş olacak.
Yine geçmişe atıfta bulunalım...
Geçmişte ilk kez meclise girecek olan bir kişinin adaylık parasını sağdan soldan borçlanarak ödediğini biliyoruz. Hatta bazı sevenleri ceplerinden çıkardıkları paralarla bir adayın parasını yatırmış olduğunu da.
Bazı adaylar da halkın önüne çıkmak için gardroplarını yenilerler, halka şık görünmek için. Bu maksat için dünya kadar para harcarlar.
Halbuki bir avuç toplumda kimin ne olduğunu herkes bilir. Hani bir söz vardır...
“Biz kırk dervişiz, birbirimizi bilmişiz” diye bir söz.
Evet, değerli okurlarım.
Bütün bunları kafamda tartarken çiçeği burnunda veya goncası açılmış eski milletvekillerinin etmiş oldukları yemine gerçekten sadık kalacaklar mı?
Yarın Gâvurun önümüze koyacağı kabul edilmez önerilere onay verecekler mi? Nerde kalır o zaman, “Halkın egemenliğini” korumak.
Halkın şu anda yaşadığı ekonomik sıkıntılar ve pandemi dönemi, maalesef son seçilen milletvekillerine bir kötü piyango gibi çıktı. Bu dönemde siyaset yapmanın zorlukları da bir gerçektir. Sağcısı veya solcusu olsun, gerçekten bu zor süreçte birbirlerine kenetlenerek sorunlara sahip çıkacaklar mı?
En önemlisi ettikleri yemindeki gibi “Halkın mutluluğu ve refahı” için çalışacaklar mı? Nice istismarcı satıcılara dur diyebilecekler mi? Fakir veya ortanın altında bir hayat süren insanların ekonomik sorunlarına çare bulabilecekler mi? Artık salatalığın taneyle satın alındığı sürece çare bulacaklar mı? El yaşan etiket ve fiyatları formüle edecekler mi? Yoksa herşeyi eleştiri malzemesi mi yapacak hükümet dışında olanlar.
Son söz beyler...
Lütfen ettiğiniz yemine sadık kalın ve dürüst bir politika yaparak, gerçek anlamda hem ülke, hem de halkın mutluluk ve refahı için çalışın.
Yani o büyük yemin...