Din dünyasında müthiş bir saptama var.
Kimse doğduğu köyde Peygamber olamaz.
Bu saptamaya Lider ve kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş Kıbrıs Türk solcularınca maruz kalmış ve şimdilerde de Cumhurbaşkanı ( lider değil ) Tufan Erhürman hem sığ siyaset tarafından ve hem de sığ ve ezberci sol tarafından maruz kalmaktadır.
Akıncı’ya en sıkı ve kimi zaman da gereksiz eleştirileri ben yapmıştım, nereye kadar yapmıştım Cumhuriyet gazetesinde çıkan röportajını okuyuncaya kadar.
O röportajdan haberim olduğu, okuduğum andan itibaren Akıncı’ya destek çıkmak boyun borcumdu. Bir gün Akıncı’nın bu röportajını adını anmadan köşe yazımda yayınladım ve ezber solcu arkadaşlarım bana, yahu Cumhur bu yazdıkların federasyon değil konfederasyon diye tepki verince ( ki bu arkadaş / lar fena halde Akıncı destekçisiydi ) yazdıklarımın bire bir Akıncı’nın röportajı olduğunu açıklayınca ne oldu dersiniz.
Ne olacaktı ki
Çok matah bir şeymiş gibi face arkadaşlığından attılar ve engellediler.
Akıncı’ya KKTC de çok karşı çıkış ve yıpratma çabası olmamasına karşın çok daha etkili bir karşı çıkış ve yıpratma vardı Tayyip Bey.
Unutmadan şunu da yazayım Mehmet Ali Talat’ı bitiren de kendini komünist diye pazarlayan AKEL ve belki de Rum solculuğunun en cahil figürü olan Hristofyas olmuştu.
Eroğlu ve Tatar’ın zaten kılavuz olmak gibi bir istekleri yoktu, her ikisi de Türkiye’nin emir subayı olarak davranmayı kendilerine yakıştırmışlardı ve çok da iyi yapmışlardı, yakıştırmışlardı bu emir subayı kıyafetini üstlerine başlarına
Bu gün bile iddia ile söylüyorum ki her ikisi de Kıbrıs sorunu tarihini ve tarihçesini bilmiyorlardı bilmek de istemiyorlardı.
Zerre aklı olan her kes bilir ki, tek devlet tek kimlik tek egemenlik prensibi Eroğlu’nun kabul edebileceği bir şey değildi. Türkiye kabul et deyince etti.
Tatar için de rahatlıkla ve iddiayla söyleye bilirim ki ağzına pelesenk ettiği özden gelen hakların ne olduğunu bilmediği gibi öğrenmeye de niyet etmedi.
Sevgili okuyucu ‘‘özden gelen haklar ’’ tüzel kişiler için söylenmiş, söylenen bir kavram değildir.
Özden gelen haklar her bir insanın ( Kıbrıslıtürkler bunu her bir birey olarak anlasınlar ltf- bu da başka garabet ) Türk Rum ya da İtalyan İspanyol her bir insanın doğumla gelen haklarıdır.
Bunu ilk dile getiren Gutteres olmuş ve fakat ne Türkiye diplomasisi ve ne de haliyle KKTC memurları bu kavramdan hareketle bir tez geliştirmemiş ve kavramı olduğu gibi kullanarak anlamadıklarını, bilmediklerini gözler önüne şüpheye yer kalmayacak şekilde sermişlerdir.
Tufan Erhürman, Kıbrıs sorunu ile ilgili kendi özgün görüşleri olan ve Kıbrıs Türk Halkının Kıbrıs Rumları ile eşit haklara sahip olduğunu ardıcıl ve sebatlı bir şekilde dillendirdiği içindir ki sığlıkta sağ ile yarışan sığ solcular ÜNİTER KIBRIS DEVLETİ FETİŞİZMİNDEN muzdarip olduklarından Cumhurbaşkanı seçildiği günden beri Erhürman’ı dövmeyi marifet bilmişler ve HAYKIRMADIĞI İÇİN sığ sağcıların da hedef tahtasına oturtulmaktan kurtulamamıştır.
Hal böyleyken Erhürman’ın düzenlediği basın toplantısına her gün Erhürman’a saydırmayı marifet zannedenlerin hiç biri kendilerine de açık olan bu toplantıya katılmayıp katısalar da o ‘‘ muhteşem ’’ sorularını sormak zahmetine katlanmadan ezberin aklını !!! muhalif ( ne demekse ) bakış açılarına viski zivaniya ederek hurra demişlerdir.