Çocukluğumu anımsattığı en çarpıcı, hatta en efsunkâr unutulmazlarımdandır çocukluğumun yaz geceleri.
Yıldızlı gecelerde evimizin geniş avlusunda şilteler, yorganlar, çarşaflar serilirken; sımsıcak günün nispeten serin bir yaz gecesini daha geçirmek, müstesna bir heyecanı yaşamama vesile oluyordu.
Annem, anneannem böyle gecelerde patlatılmış mısır gibi envaiçeşit kuruyemişler, un veya simit helvası gibi atıştırmalıklar hazırlıyorlardı.
Genellikle bu güzel gecelerimize kök aileme ilaveten en sevdiğimiz komşularımız da katılıyordu. Onlar da gelirken evlerinden atıştırmalıklarımıza katkılarda bulunuyorlardı...
Çok güzel sohbetlerle geçen bu ortamda sanki dünyanın en zengin sofralarının emsalleri yaşanıyordu bu güzel gecelerde.
Ara ara bu güzel gecelerin sonlanacağı aklıma gelir ve garip bir üzüntü yaşıyordum.
Benim bu gecelerde en büyük zevkim pırıl pırıl yıldız kümelerini seyretmekti.

Akıp giden sohbetler, yıldızları seyrederken fon müziği gibi gökyüzünü seyretmeme adeta eşlik ediyordu.

Önemli bir heyecanımdı bu seyirler. Gökyüzünün ihtişamı bana olağanüstü bir heyecan ve haz veriyordu.

Yıldız kümelerini sayılarla ifade etmenin olanaksız olduğunu bildiğim hâlde, yıldızları ve yıldız kümelerini saymak bir tutkumdu.

Sık sık sayarken şaşırır, sanki geri döner, sil baştan yeniden saymaya başlardım.

Ve güzelim yaz gecelerimiz, geceler ilerlerken devam ediyordu.

Hiç bitmesini istemediğim bu nefis gecelerin ne yazık ki her seferinde bir sonu oluyordu.

Ve bu son, her güzelliğin mutat olarak ardından gelen hüzünlü bir son olurdu.

Güzelim yaz gecelerimin her biri benim eşsiz anılarımı taşımaktadır...

Bunların tümü benim unutulmazlarımdır.

Bu gecelerimi bugün dahi heyecanla yâd etmekten asla vazgeçemiyorum.