Evet, geçen yazımda vurgulamıştım, ancak önemine binaen bir hatırlatma yapalım ve devam edelim.
Türk milleti Anadolu’dan Mustafa Kemal Paşa’nın liderliğinde bir ölüm-kalım savaşı verirken İstanbul’da Şeyhülislâm Mustafa Sabri Yunanistan’a şöyle bir teklif yapmıştı:
-Mustafa Kemal’in pençesinden kurtulmak için Batı Anadolu’da sizin kontrolünüzde bir hükümet kuralım.
Yani Padişah Vahdettin’in Şeyhülislâmı teslim bayrağı çekiyor, Yunan sömürgesi olmayı kabulleniyordu.
Böylesine bir ihanet tarihte görülmüş şey değildi.
O sırada Yunan Başbakanı artık Gunaris idi.
Gunaris bu ihanete şu cevabı verdi:
-Kendi milletini satan hainlere ihtiyacımız yoktur.
***
Peki, neler oldu daha sonra?
Yunan ordusu denize döküldü, Türk ordusu İzmir’e girdi.
Mustafa Kemal Paşa İzmir’de yorgunluk kahvesini içerken İstanbul’da Padişah Vahdettin memleketi terk ve İngiliz’lere iltica etmek istediğini İstanbul’daki İngiliz Yüksek Komiserliği’ne bildirdi.
Kısa süre sonra da Malaya isimli İngiliz savaş gemisine alınarak Malta’ya götürüldü. Malta’dan ayrıldı, birkaç İslâm ülkesini dolaştı, herhalde kabul görmemiş veya oraları beğenmemiş olacak ki en sonunda İtalya’ya yerleşti.
Altmışlı yaşlarında İtalya’da sefalet içinde öldü.
***
Padişah Vahdettin Malaya gemisine binerken beraberinde Şeyhülislâm Mustafa Sabri de vardı. İhanetin bedelini ödemekten kaçınmak için sığınacak delik arıyordu.
Yunanistan’a sığındı, 1927 yılında Türk’lükten istifa ettiğini açıkladı.
Açıklaması şöyleydi:
-Allah’ın huzurunda Türk’lükten istifa ediyorum. Tövbe yarabbi tövbe, beni Türk milletinden addetme. Elimden gelse bütün Türk’leri Arap yaparım. Bunların vaktiyle Araplaşmadığına eseflenirim.
Daha sonra hilâfetin yeniden kurulması için Roma’daki Katolik Papa’sına mektup yazdı, islâmiyet adına Vatikan’dan yardım istedi. Yunanistan’dan Suudi Arabistan’a geçti, sonra da Mısır’a yerleşti.
Kahire’de öldü.
***
Mehmet İhsan efendi olarak bilinen bir zat bu vatan haini Mustafa Sabri’nin en sadık öğrencilerinden biriydi. Türkiye’de cumhuriyet ilân edilmesine dayanamadı, cumhuriyet ilân edilir edilmez tası-tarağı topladı, henüz 22 yaşındayken Mustafa Sabri’nin yanına Mısır’a gitti. Öldüğünde de Mustafa Sabri’nin yanına gömüldü.
Mehmet İhsan’ın Ekmeleddin İhsanoğlu adında bir oğlu vardı.
Ekmeleddin Mısır’da doğmuş, Türkiye’ye ilk kez 27 yaşında gelmişti. 27 yaşına kadar Türkiye’ye adım atmamıştı, Türkiye’yi tanımıyordu.
Peki, ne oldu bu Ekmeleddin efendiye daha sonra?
Bunu anlatırsam küçük dilinizi yutabilir, hatta şok olabilirsiniz.
***
Gemlik Marmara sahillerinde bir turizm cenneti, eşine ender rastlanır güzellikte bir doğa harikasıdır. Bu kasabayı görseniz güzelliğinden şaşkına dönebilirsiniz, ağzınız da saatlerce açık kalabilir.
Şair Orhan Veli bu güzelliğe öyle bir vuruldu, öyle bir sevdalandı ve öylesine şaşakaldı ki bu duygularını iki mısralık bir şiirle şöyle dile getirdi:
-Gemlik’e doğru denizi göreceksin, sakın şaşırma.
***
Yıllar yıllar önce Türkiye’de bir cumhurbaşkanlığı seçimi vardı. AKP’nin adayı Tayyip Bey’di. Peki, Tayyip Bey’in karşısında aday olarak kim vardı?
Kimdi Tayyip Bey’in rakibi?
Şimdi sıkı durun, bir de sinir hapı yutun, çünkü bu sorunun cevabını duyduğunuz zaman şaşkınlıktan donakalabilirsiniz.
Çünkü o seçimde Tayyip Bey’in rakibi…
Vatan haini Şeyhülislâm Mustafa Sabri’nin en sadık öğrencisi Mehmet İhsan’ın oğlu işte bu Ekmeleddin efendi idi.
Yine sıkı surun…
Çünkü Tayyip Bey’in karşısına rakip olarak bu Ekmeleddin efendi CHP lideri Kılıçdaroğlu ve MHP lideri Devlet Bahçeli tarafından aday gösterilmişti.
Netice malûmdur.