Bütün dünyanın artık kutlamaya başladığı 15 Nisan “Dünya Sanat Günü”, insanların hayatında sanat, daha bir anlam kazandı ve evrenselleşti.
Bugüne kadar yaratılan anlamlı kutlama günlerinin listesini çıkarmayı hiç düşünmedim ama, galiba kocaman bir liste tutmaya başlayıp, dünyada neyin ne zaman kutlanmaya başladığını görebileceğim.
Takvim yaprakları insanların kutlama günlerini hatırlatsalar da, zaten ilgili ve anlamlı güne özen gösterenler, birkaç gün önceden sinyal vermeye başlarlar. O bakımdan hiçbirşey insanların gözünden kaçmaz.
Evvelki gece Cumhubaşkanı Mustafa Akıncı, “Dünya Sanat Günü” münasebeti ile sarayda bütün sanatçılara bir resepsiyon verdi. O resepsiyon, Sayın Akıncı’nın sanata ve sanatçılara ne kadar çok değer verdiğini gösterdi bana göre.
Öyle bir gecede uzun zaman göremediğimiz veya buluşamadığımız pek çok sanatçı arkadaşı görme şansımız oldu. Gerçekten herkes mutluydu o gecede.
Yeniden “Dünya Sanat Günü”nün yaratılış şekline ve oluşumuna bakacak olursak, “Galiba insanlık sanatın evrenselliğini unutup, böyle bir anlamlı gün için bir kutlama tarihini neden belirlemediği” sorusunu sorma ihtiyacı duyarız.
Halbuki sanat evrenseldir. Her insanın güdülerinde, duygularında, düşünce ve yaratıcılığında hatta tüm hücrelerinde vardır. Şayet tarihin tozlu sayfalarını karıştırırsanız, binlerce klasik resim sanatçılarının ürünlerini görebilirsiniz. Antik Yunan’dan rönesans dönemine ve daha da sonrasına kadar uzanan bir sanat devinimi vardır.
Avrupa kentlerini dolaştığınızda, rönesansın derin izlerini görebilirsiniz. Binalardaki mimari doku, bazilika yontu ve inşaatlar, sütunlar,kemerler ve saraylar hep göze çarpar. Adeta bütün Avrupa kentlerinde bir kuyruklu yıldızın süzülmesi gibi bir sanat şeridi sürüp gider.
Sadece resim ve heykel sanatı değildir insanların hayatını renklendiren. Sanatın bütün alanlarındaki kişilere özgü bir evrensel yapıya anlam katmak adına, 15 Nisan Leonardo Da Vinci’nin doğum günü olması hasebiyle, geçen Nisan ayında IAA (International Assıcşatşıbs ıf Art)’ın işbirliği ile bütün ilgililer ve sanatçılar Meksika’da toplanarak “Dünya Sanat Günü”nü kutlama kararı aldılar.
Bu kuruluşun başkanlığına Meksikalı Rosa Maria Burillo getirilmiş ve Türkiye’nin ünlü ressamı Bedri Baykam da Türkiye temsilcisi olmuş. Leonardo Da Vinci’nin doğum günü olan 15 Nisan gününün “Dünya Sanat Günü” olarak kutlanması önerisi de Bedri Baykam tarafından yapılmış ve kabul görerek tescillenmiştir.
“Dünya Sanat Günü”nün ilk kutlanmasında şöyle bir ifade kullanmıştı Başkan Rosa:
“Sanat, insanlık tarihinin kelimeler, sesler ve hareketlerle betimlenen kalıcı yansımalarıyla yaşama geçirilmiş olan, insanın en özel ve en çarpıcı ‘halet-i ruhiyesi’ni ifadesidir. Dünya Sanat Günü, tüm dünyanın sanatçı ve sanatseverlerinin sanatın değerini ve gücünü eşzamanlı olarak hissetmelerini ve tüm dünya ülkeleri adına büyük önemini aynı anda solumalarını sağlayacaktır.”
İnsanlığın sanat yelpazesinde resim, edebiyat ve yazın, heykel, örgü, mimari, klasik ve hafif müzik, çevre biçimlendirme, antik yontular yaratma ve daha pek çok şey vardır.
Şu bizim Kıbrıscığımızda neler neler yok ki...
Eskiden ninelerimizin, annelerimizin işledikleri oyalar, nakışlar ve örgüler de o sanatın bir şeklidir. Hasır sestalar ve el becerisi isteyen malzemeler de öyle. Kırda bayırda davar bekleyen çobanın çaldığı kavalın nefesinde biçimlenen yanık melodiler de bir sanat yaprağıdır.
İnsanları birleştiren tek şey, gerçekten sanattır. Sanatçı kötü düşünmez. Sanatçı renklerle ve renkli düşüncelerle yaşar. Sanatçı saf duygularını ortaya döker ve sadece kendisi değil, çevresindeki mutsuz kişileri de mutlu eder.
“Sanat evrenseldir” dediğimizde, hiç de yalan veya yanlış söylememiş oluruz..
Şimdi soruyorum!
“Sanatın milliyeti var mı?”
“Sanat rejimsel ve ideolojiler ötesinde bir güç değil mi?”
Hani acılar ve sevinçler bütün insanlar için geçerlidir, sanat da bütün insanlar ve insanlık için geçerlidir.
Ülkeler neden müzelerini halklara açarlar? Açarlar, çünkü tarihin yapraklarına giren ve kalıcı hale gelen sanat eserleri, daha bir anlam kazanarak gelecek nesilleri bile biçimlendiriyor.
Tiyatro da bir sanat dalıdır. Dramatik unsurları veya trajikomik olguları yaratarak toplumun iç ve dış kavgalarını, sosyal ve siyasal ilişkilerini sahneye taşır. Bir tiyatro eserini sahnede izlerken, hem güler, hem üzülür, hem düşünür, hem de acı duyar ve sonunda “katharsis” dediğimiz şeyin boşaltımını ruhunuzda hissedersiniz.
Geçirdiğimi ve kutladığımız 15 Nisan “Dünya Sanat Günü” için söyleyecek ve sanat üzerine yapacak pek çok yorum ve fikirler vardır. Belki ciltlere sığamayacak kadar geniş ve sınırsız.
Kısacası insanlığı kurtaracak, bütün savaşlardan, kinlerden ve öfkelerden kurtaracak tek şeyin sanat olduğunu ifade etmek durumundayız.
Daha da kesitermeden, “Her şey sanat için olmalıdır” diyoruz.