Aylardan beri tartışılan Türkiye’deki anayasa ve başkanlık sistemine ilişkin halk oylaması, nihayet %51.37 ile “EVET” onayını aldı ve Türkiye’nin yeni bir gelecek kapısını sonuna kadar açtı.
Çok yoktur... Bir süre önce kendi köşemde bir yorum yapmış ve çok az farklı referandumdan “Evet” sonucu çıkacak demiştim.  Artık müneccim olmaya gerek yok.  Tablo önümüzdeydi.  
Bütün propaganda sürecinde gözlemlenen en önemli şey, “EVET”çilerin iktidar ve Cumhurbaşkanlığı gücüyle zaferi kazanmalarıdır.  Kabul etmek lazım...
AKP ve Sayın Recep Tayyip Erdoğan, ellerindeki bütün olanakları kullandı.  Bütün illere ve kentlere ulaşıldı.  Medya ve tv. Kanalları hemen hemen tümden “EVET”çilere hizmet etti.
Tabii ki “HAYIR”cılar da %48.63’le bu defteri kapattı.
Objektif olmak lazım...
Bir çok insana göre AKP ve Sayın Erdoğan kıl payı bu zaferi kazandı ama, Türk halkının da yarısının onayını alamadı.  Bence bu seçimin kazananı, CHP Başkanı Kılıçdaroğlu ve ekibidir.  Kazanmakla kaybetmek çok yakın iki zıt kavramdır.  O zıtlıklarda bir taraf ezici bir çoğunluk elde ettiği zaman o savaş anlam kazanır.  Bir diğer deyişler AKP kazandı ama kaybetti, CHP de kaybetti ama kazandı.
Bu güç çatışmasınde gözlemlediğimiz en önemli şey, başkent ve büyük merkez kentlerden “Hayır”ın çıkmasıydı.  
Şimdi gazeteler manşet atıyorlar.  Haklarıdır da...
“80 milyonun zaferi” diyor bir gazete manşetinde.  
Günlük hayatımızda kullandığımız bir söz vardır.
“Atı alan Üsküdar’ı geçti...”
Evet... AKP ve Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan atı aldılar ve Üsküdar’ı çoktan geçtiler.  Yazımı kaleme aldığımda bu söz henüz Sayın Erdoğan tarafından söylenmemişti.  Bu ifadelerimle Erdoğan’ın sözlerini bir tesadüf olarak yorumlayın lütfen.
O bağlamda % 0.1’le de EVET çıksaydı o sonuç yine zaferdi.  İster kabul edersiniz, ister etmezsiniz.  Bundan böyle Türkiye’de sistem, başkanlık dönemine girmiştir.
Başkanlık sistemi Türkiye’ye ne kazandıracak, ne kaybettirecek?  Şu anda konuşulan ve tartışılan konu budur.
Türkiye yeni dönemde ne kazanacak veya ne kaybedecek?
Türkiye’nin yeni rejimsel uygulamada kaybedeceğini söylemek yanlış olur bence.  Beklenen, Türkiye’nin ve Türk insanın kazanmasıdır.  Ülke ve millet kazansın.  Bir diğer deyişle önyargılı olmamak lazım.  Bekleyip gelecekteki uygulamaları göreceğiz.
Batının ve özellikle AB’nin Türkiye’ye bakışı değişecek.  
Kimilerine göre Türkiye’yi zor günler bekliyor, kimilerine göre de Türkiye’yi daha aydınlık, daha müreffeh günler bekliyor.  
Kimilerine göre “Tek adamlık dönemi başladı”, kimilerine göre yeni sistem, daha kalıcı ve daha yapıcı ve çoğulcu bir dönem başladı.
Bazı gazeteciler şunun yorumunu yapıyorlar.  O yorumda bir karşılaştırma ve Türkiye’nın anayasa ve Başkanlık rejimini mesaj niteliğinde gözler önüne sermek var.
Mesela şöyle diyor bir gazeteci kendi köşesindeki yorumunda.
“Birleşik Krallık AB’den ayrılma referandumunda %51.9 evet diyorsa...  ABD Başkanı Trump %0.4 farkla seçilebiliyorsa... Türk halkının 16 Nisan referandumundaki evet oranı da tartışmasız meşrudur.”
Bu kıyaslama bence doğru ve yerinde...  Türkiye’nin iç siyasetini ve iç yapılaşmasını eleştiren büyük devletler, bu kıyaslama ile neyin murad edildiğini biliyorlar ve idrak edebiliyorlar elbette.
Şu anda milletin kafası hayli bulanıktır.  Yeni başkanlık döneminde neler olacak ve Türk siyaseti nasıl biçimlenecek hep tartışılıyor. ve tarışılmaya  da devam edecek.  Ta ki sistem dönmeye başlasın ve bütün sisli havayı dağıtsın.
Çıkan sonuçla Başkanlık sisteminin dümenine geçecek olan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “tekelci bir yapı” içinde değerlendiriliyor olsa da, sanırım onun yeni Türkiye ve yeni dünyada neler yapabileceği gerçeğini de ortaya koyacak ve kafalardaki bulanıklığı giderebilecektir.
Herhalde Sayın Erdoğan yeni yetkiler ve yeni biçimlenmelerle daha bir güçlü siyaset ve devlet adamı haline gelmiştir.
Bütün bunlar bir tarafa...  Türkiye’de ve dünyada hayat devam ettiğine göre...  Önemli olan, bu referandumla Türk halkının mutluluğunun kazanılması ve daha aydın günlere doğru yol almasıdır.
Artık çıkan sonuca da saygılı olmak ve geleceğe umutla bakmak lazım.  Büyük Türkiye’de kardeşlik ve vatan için birlikte olmak lazım. Olması gereken şey, daha güçlü bir Türkiye ve daha dinamik bir siyasetin oluşmasıdır.
Zaman zaman Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelen ve sırasında biz bile düzeyli eleştiriler kaleme alsak da, haddimizi bilerek görüşlerimizi dile getiririz.  Özellikle şu referandum çalkantısı bana şu sözleri söyletiyor!
“Haydi Sayın Recep Tayyi Erdoğan!  Lütfen herkesi ve özellikle bütün dünyayı, yeni dönemde icraat ve dinamik kararlarınla şaşırt.”
Çıkan sonuca biz Kıbrıslılar olarak saygı duyuyor ve Anavatan-Yavruvatan bütünleşmesinde yola devam diyorum....
Acaba diyorum...  Yeni dönemin eski ve deneyimli siyasetçisi, başkanlık rejiminin ünlü adamı Sayın Erdoğan, yapısal özelliği ve kararlılığı ile Kıbrıs sorununu da bitirir mi?
Bekleyip göreceğiz.
Türkiye’nin referandumu bütün Türkiye’ye Türk insanına hayırlı olsun!