Rumların ENOSİS ve Plebisit’le ilgili kararı görüşmelerin tıkanmasına neden olurken, bu süreçte Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın sağlam duruşu, Rumların kendi meclistlerinde yeni bir karar almasını ve görüşmelerin önünü açmasını sağladı.
Evvelki gün güney Kıbrıs’ta Rum meclisinde görüşülüp karara bağlanan öneri, ENOSİS ve Plebisit’in okullarda anılması yetkisinin meclisten alınıp Eğitim Bakanlığına verilmesi, Rum siyasiler ve bazı fanatik gruplar arasında çatışmalara ve fikir ayrılıklarına neden oldu.
Sonuç hayli ilginçtir. Bu öneri Rum meclisinden 30 leyte, 20 de aleyhte oylanarak geçti. Demek oluyor ki, artık Rum siyasilerin çoğunluğu hatadan dönmenin Kıbrıs’ın geleceği açısından önemli olduğunun farkına vardı.
Bence bugüne kadar Rumların başına ne gelmişse, fanatikliklerinden geldi. O fanatizm değil mi bu adayı kana bulayan? O fanatizm değil mi 15 Temmuz darbesinde Rum’u Rum’a vurduran? O fanatizm değil mi yüzlerce masum Türkü sokaklardan toplayıp meçhul yerlerde kurşunlayıp, meçhul bir toprak altına gömen? Bu karar nedeniyle değil mi DİSİ milletvekili Sotiris Drakos’un istifa etmesi?
Bu öneriyi meclise sunan ve fanatiklerden yoğun tepki alan DİSİ Başkanı Neofitu’nun kendisine tepki gösterenlere ilişkin yaptığı açıklamaları da şöyledir:
“Ben ne yapıyorsam işgalden kurtulalım diye yapıyorum.”
Neofitu’nun “işgal” diye nitelediği Türk operasyonu, Rumların Türkleri yok etme noktasına gelişinden ve Türkiye’nin kendi soydaşlarını canavar EOKA’dan kurtarmak ve onlara özgür bir hayat armağan etmek için yapılmış bir hareketti. O hareketi “işgal” diye nitelemek yanlıştır.
Grivas 1967’de Köfünye’ye saldırdığında binlerce Yunan askeri o operasyonda yer almıştı. Bunu da Neofitu’ya hatırlatmak durumundayız. O nedenle değil mi ki Türklerin Rumlara olan güvensizliği hala devam ediyor? O güvensizlik değil mi Türkleri Anavatan Türkiye ile KKTC’yi birbirine kenetleyen?
Bir diğer deyişle Türk tarafı Türkiye’nin etkin garantörlüğünü sürdürme isteğinde haklıdır.
Kıbrıs Türkü bugünlere gelinceye kadar çok büyük acılar yaşadı ve karşı unsura zerre kadar da güveni kalmadı. O nedenle değil mi ki, kılı kırk yararak özellikle Kıbrıs konusundaki görüşmelerde adım atıyoruz.
Ne kadar ilginçtir...
Rumlar şimdi de Beşparmak Dağları’ndaki bayraklarımıza göz diktiler. Anastasiadis kendince tükürdüğü tükrüğü yalamış adam konumuna düşmesi nedeniyle, ki Türk tarafı hiçbir zaman onur kırıcı bir davranış içine girmemiştir, bu kez de Rum meclisine bir öneri götürmüş Girne dağlarındaki bayrakların kaldırılması talep etme konusunu. Bu öneri de Rum meclisince reddedilmiştir.
AKEL Genel Sekreteri Andros Kiprianu da şöyle diyor Türk tarafının tutumu için:
“Türk tarafı ateşe benzin döküyor.”
Gördünüz mü? Rumlar çeşitli haltlar yerler, türlü oyunlar çekerler, öte taraftan Kıbrıs Türklerini ve Türkiye gerçeğini dikkate almaksızınAkdenizde doğal gaz ve petrol alarama anlaşmalarına gider, sonra da Türk tarafı Rumların olumsuzluklarını dile getirince, “Türkler ateşe benzin döküyor” olur.
Gerçekçi olmak gerekirse Girne dağlarındaki bayraklarımız bizim özgürlük ve var oluş simgelerimizdir. Bundan sonra Kıbrıs Türkü bu adada var oldukça o bayraklar özgürlüğün mührü gibi duracak ve Türklerin de en büyük moral kaynağı olacak.
Öyle anlıyoruz ki, bütün Rumlar Trodos Dağları’nın Olimpos tepesine tırmandıklarında, Eğlence tepelerinin doruklarından Girne dağlarına baktıklarında rahatsız oluyorlar. Olsunlar canım. Onlara ne bizim kendi topraklarımızda oluşturduğumuz özgürlük simgelerine?
Şunu da bilmeleri gerekir ki, 11 Nisan’da yeniden başlayacak olan ikili görüşmeler, Rumlar için son fırsat olacaktır. Son fırsat olacaktır, çünkü artık bıçak kemiğe dayanmıştır. Bu iş ne kadar daha sürüncemede kalacak? Rumların bu topraklarda hakkı varsa, Türklerin de bu topraklarda hakları vardır ve özgürlüğü, insan olmayı hak ediyorlardır.
Rumlardaki cepheleşmeler zaman içinde derinleşir mi, 15 Temmuz darbesindeki gibi. Yoksa akıllanmışlar mı?
Rumların ne yapacakları belli olmaz. Yarın görüşmelerin önünü açmak isteyen siyasilerin evlerine birkaç bomba atılır, veya birkaç mermi sıkılırsa, ona da şaşmayız.
Bekleyip gelişmeleri göreceğiz...