Ne İngiliz sömürge yönetimi ne de ortak 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti dönemlerinde siyasal partiler/örgütlenmeler konusunda herhangi bir yasal düzenleme yapılmadı. Çok ayrıntılı olduğu halde 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası’nda siyasal partilerle ilgili olarak yalnız “siyasi parti grubları”ndan söz eden, Meclis’in iç çalışmaları ile ilgili 112’nci maddesinin 3 ve 4’üncü fıkraları vardı. Bu dönemlerde siyasal partiler, kulüp/dernek statüsünde kuruluyordu. 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ilan edildiği gün (16 Ağustos 1960) kurulan Kıbrıs Türk Halk Partisi ile 27 Aralık 1970’te kurulan Cumhuriyetçi Türk Partisi dernek statüsünde idi.
1974 Barış Harekâtı, yeni bir demokratikleşme hareketi doğurmuştu. Kıbrıs Türkleri’nin siyasal yaşamında önemli bir yeri olup kurucularından olduğum Özgürlük Grubu, Otonom Kıbrıs Türk Yönetimi Meclisi içinde, 1 Kasım 1974’te sekiz milletvekili tarafından kuruldu.
Burhan Nalbantoğlu ile birlikte Özgürlük Grubu’nu Sosyal Demokrat Parti’ye dönüştürme çalışmalarını yürütürken, kuracağımız partinin dernek statüsünde olmasını içimize sindiremedik. Bundan dolayı, el yazımla kaleme aldığım Siyasi Partiler Kanun Teklifi’ni Meclis Başkanlığı’na verdim ancak 13 Şubat 1975’te KTFD ilan edilip de 25 Şubat 1975’te Otonom Kıbrıs Türk Yönetimi Meclisi, Kurucu Meclis’e dönüşünce öneri kadük oldu. Öneri yeniden KTFD Kurucu Meclisi Başkanlığı’na verildi ve ancak Anayasa tamamlandıktan sonra ele alınabildi. 4 Mayıs 1975’te de Kurucu Meclis’in 26'ncı birleşimde kabul edildi ve Resmî Gazete’de yayımlanarak 1975 Siyasal Partiler Yasası olarak yürürlüğe girdi.
1975 Siyasal Partiler Yasası’na göre kurulan ilk parti, kurucularından olduğum Halkçı Parti’dir. 4 Ağustos 1975’te kurulan Halkçı Parti, Kasım 1974’de Meclis içinde oluşan Özgürlük Grubu’nu Sosyal Demokrat Parti’ye dönüştürme sürecinde, birkaç kez ad değiştirerek kuruldu.
Halkçı Parti, kurucular olarak öngöremediğimiz biçimde çok hızlı gelişerek 4 Ağustos 1975’te Kurucular Kurultayı’nı topladı ve 12 Ekim 1975 Birinci Kurultay günü olarak belirledi.
Bu durum, günün siyasal iktidarında telaş ve tedirginlik yaratmıştı. Bundan dolayıdır ki Rauf R. Denktaş’ın liderliğindeki Ulusal Birlik Partisi (UBP), HP Kurultayı’ndan bir gün önce, yani 11 Ekim 1975’te kuruldu. (Ne rastlantı, değil mi?)
Kuşkusuz ki demokrasi için partileşme koşuldu, olmalıydı. 1970’de dernek statüsüyle kurulan Cumhuriyetçi Türk Partisi ile birlikte, 11 Ekim 1975 itibarıyla siyasal yaşamımızda üç parti varlık göstermiş oluyordu.
1975 Siyasal Partiler Yasası çıkıp da partiler kurulmaya başlanınca, iç siyaset kazanı daha çok kaynamaya, dönemin siyasal erkine karşı yapılan eleştirilerin şiddeti artmaya, ulusal davaya yoğunlaşan siyasetin gündemi 20 Temmuz 1974 sonrasında iç politikaya da yönlenmeye başladı.
Kıbrıs Türk Federe Devleti ve KKTC dönemlerinde, peş peşe başka partiler de kuruldu. Bunların bazısı yaşayamadı, bazısı başka partilere katıldı, bazıları ise Kıbrıs Türkleri’nin siyasal yaşamında belirleyici oldu.
Ne yazık ki partileşme sürecinde, özünde olması gereken demokratiklik ve olmaması gereken hukuksuzluk ve partizanlık konularında birçok olumsuzluklar yaşandı. Ta baştan kabul edilmesi olanaksız hukuk dışılık ve partizanlıklar sergilendi. Fuat Veziroğlu, UBP’nin kuruluş günü olan 11 Ekim 1975’den bir ay sonra, 11 Kasım 1975 tarihli Meclis birleşimdeki konuşmasında, demokrasimiz “biraz yaralı, biraz topal ve biraz hastalıklı işlemeye başlamıştır” diyerek, aslında günümüze kadar süregelen bir durumu tescillemişti.
Günümüzde “bayağı yaralı, bayağı topal, bayağı hastalıklı” bir durum söz konusudur ve siyaset kurumunda iki ana parti gerçeği vardır. CTP ve UBP. UBP birkaç gün önce 51. kuruluş yıldönümünü kutlamıştır. CTP ise yakın zamanda 56. kuruluş yılını kutlayacaktır. İkisini de kutlarım.
Önümüzde bir seçim var. Bu seçimin ne getirip ne götüreceği konusunda çok şeyler söylenebilir. Bana göre temel sorun, ana işlevi sorun çözmek olan ama bu işlevini yitirip kendisi sorun olan siyaset kurumuna ne getireceğidir.
Bekleyip göreceğiz ama tarihçilere de bir çağrım var:
Yakın tarihimize eğilip yaşananların tarihe doğru olarak yansıtılması zamanı ne zaman gelecek?