Eşitlik uluslararası ilişkilerde yalnızca protokol bağlamında, o da görünüşte olup özde eşitlik değil eşitsizlik vardır. Üstüne üstlük, eşitsizliğe “meşruiyet” de kazandırılmıştır. BM Güvenlik Konseyi’nin beş sürekli üyesi ve bu üyelerin veto hakkı, eşitsizliğin ete kemiğe bürünmüş biçimidir. Bu ülkeler ne yaparlarsa yapsınlar, hep yanlarına kalır. Üstüne üstlük beş BMGK daimî üyesinin koruma altına aldıkları ülkelerin de bir tür ayrıcalık ve dokunulmazlıkları vardır. İsrail ile Kıbrıs Rum Yönetimi örnek gösterilebilir. Bu durumu “uluslararası dayılık” olarak nitelemek olanaklıdır.
Acı olan, dünya düzeninin giderek daha da ormanlaşıyor olmasıdır. Soğuk Savaş’ın yarattığı denge, caydırıcılık işlevi gördü. Günümüzde öyle olmadığı sır değildir. ABD Başkanı Trump’ın, o günkü ruhsal durumu bile belirleyici olabiliyor. Şaşırtıcı olan, küçük ve cılız istisnalar dışında, siyasal liderlerin, devletlerin, (hatta BM Genel Sekreteri’nin bile) BM Güvenlik Konseyi’ne karşın, dayılık/kabadayılık gösterisine çıkan “dünya delilerinin” uluslararası hukuku çiğnediğini söylemez. Tersine yapılan dayılığa, üstelik yapılan idealize edilerek alkış yarışı var.
Güç ve çıkara dayalı bu uluslararası düzen, Türk Birliği süreci için ciddi bir sıkıntı ve olumsuzluktur. TÜRKSOY örneğinde de çok açıkça görüldüğü gibi, uluslararası topluluğun, daha doğrusu uluslararası toplum egemenlerinin Türk Birliği sürecine ses çıkarmamasının nedeni, “ortak geçmiş” ve bu ortak geçmişten kaynaklanan değerlerden öteye pek geçmemiş olmasıdır. Küresel ve hatta bölgesel güçlerin, bunun ötesine geçerek uluslararası ilişkilerin gerçeği olan “güç ve çıkar” mücadelesinde kendilerine rakip bir güç olarak ortaya çıkacak bir Türk Birliği’ne de ses çıkarmaması eşyanın doğasına terstir. Türk Birliği için en büyük tehlike küresel güçlerin, yeni bir güç odağını kendileri için tehlike olarak görmeleridir.
Türk Birliği sürecinin çok da kolay olmadığı, hatta çok zor olması yalnız uluslararası ilişkilerden kaynaklanmıyor. Diğer bir sıkıntı, tüm Türk devletlerinin köklü devlet ve demokrasi geleneğine sahip olmaması ve Türk Birliği düşüncesinin kitlelerce içselleşmemesidir.
Türk Birliği için, gelecekteki olası büyük bir olumsuzluk da Birlik içinde “dayılık” yapan bir ağabeydir. Uluslararası örgütlerin doğasında olan “dayılık,” Türk Birliği için büyük tehlikedir. Doğallıkla ve kuşkusuz Türk Birliği içinde belirleyici ya da en güçlü aday ülke Türkiye Cumhuriyeti’dir. Türkiye’nin bunu “dayı” tarzı ağabeylik değil, “rehber/sevecen/sevilen/sayılan ağabey” olarak yapması çok önemli ve yaşamsal bir konudur.
NOT: Bu metin, Kardeş Kalemler Dergisi’nde (Ankara, Sayı 184, Nisan 2022, s. 65-73) “NASIL BİR ‘TÜRK BİRLİĞİ’ başlığıyla yayımlanan çalışmamdan yapılan bir alıntıdır. Birkaç küçük dokunuşla paylaşmak istedim.
Gündem
3.Sayfa
Türkiye
Güney
Spor
Türk Dünyası Üzerine…
İsmail BOZKURT
Yorumlar