Her toplumda olduğu gibi, bizde de iki önemli insanın hayatı belgelendi. Dr. Küçük’ün belgelenmeye ihtiyacı yoktur esasında ama, konu Halkın Sesi’nin 80’nci yaş günü olunca iş değişiyor.
Tam bir yıldan beri Dr. Fazıl Küçük Vakfı, Halkın Sesi’nin 80. yaş kutlamaları için canla başla çalışıyordu. Nitekim “Dr. Küçük-Halkın Sesi” ilişkisindeki önemi vurgulamak ve belgelemek adına bir de kitap yazma görevi yine bana düşmüş oldu, O’nun eski Özel Kalem görevlisi ve Vakfın Müdürü olarak.
İşin özünde, Kıbrıs Türkü’nün ve dolayısı ile Dr. Fazıl Küçük’ün vermiş olduğu o anlamlı mücadeleyi yeni nesillere aktarmak, onların yanlış bir yola girmelerini önlemek ve O’nun en önemli ilkesi olan “Birlik-Beraberlik” anlayışını beyinlere sokmak vardır.
“Dr. Fazıl Küçük ve Halkın Sesi” adını vermiş olduğumuz kitap, sanırım bir ay içinde yayınlanıp, yayın hayatına girmiş olacak. Dolayısı ile Dr. Küçük-Denktaş kervanının son halkası olacak Halkın Sesi ile ilgili kitap.
Halkın Sesi’nin 80. yaşına atfen yine Vakıf tarafından bir belgesel film hazırlandı ve 14 Mart 2022 akşamı yayınlandı.
Yine aynı tarihe denk gelen diğer belgesel film de, merhum liderin merhume eşi “First Lady” Süheyla Küçük’le ilgiliydi. Bu filmi, KÖDER isimli kadınlar derneği hazırlatmıştır.
14 Mart, malum hem Dr. Küçük’ün doğum günü, hem Halkın Sesi’nin kuruluş ve yayın hayatına başladığı, hem de Tıp Bayramı’dır. Bu vesileyle bir değil, bir taşla üç kuş vurulmuş oldu.
KÖDER’in bu belgeselini izlerken, Süheyla Küçük’ün Lider eşi ve “First Lady” sıfatı ile hayatının belgelenmesi gerçekten çok güzel ve yerinde bir çalışma olduğunu düşündüm.
Mağusa’nın Pınarlı (Vitsada) köyünden olan Süheyla Hanım’ın hayat yolu, Dr. Küçük’le kesişince her ikisinin de hayatı değişmişti.
Dr. Küçük’le Süheyla Küçük’ün hayatını irdelerken şu bilgilere ulaşıyorsunuz.
Onların beraberlikleri ve aşkları, doktor-hasta ilişkisine dayanır. Bu sempati ve sevgi süreci, 15 Kasım 1941 yılındaki nişan töreni ile başlamış ve gelişmiş oldu. Resmi nikah ise, Medeni Kanun geçtikten sonra, yani 1946 yılında gerçekleşti. Bu evlilikten de kızları merhume Pembe ile oğulları Mehmet Küçük dünyaya geldi.
KÖDER’in hazırlamış olduğu belgesel filmde, çok güzel konuşmalar ve Süheyla Hanım’la Dr. Küçük’ün geçmişine dair şahane fotoğraflar yer aldı.
Belki iki yıl gibi bir zaman önce, yani Süheyla Hanım bu dünyadan göçtükten hemen sonra Dr. Küçük’ün evinde yapılan konuşmalar ve çekimler, onlara yakın insanların söyledikleri ile oğlu Mehmet Küçük ve Dr. Küçük’ün torunlarının yorumları belgeselde hayat buldu.
Çoğu insan Süheyla Küçük’ün üstlenmiş olduğu görevleri geniş boyutlu bilmez. Hep yüzeysel bilgilerle onu yad ederler. Halbuki Süheyla Küçük, lider konumuna gelen eşinin her zaman yanında olmuş, ona güçlü desteği vermiş ve etik açısından her zaman eşinin bir adım arkasında durmuştur.
O belgeseli izlerken ne kadar çok ve ne kadar enteresan fotoğraflara rastladık.
Malum Kıbrıs Cumhuriyeti kurulunca Makarios Cumhurbaşkanı, Dr. Küçük de Cumhurbaşkan Muavini olmuştu. Makarios bir din adamı olarak evlenmediği için Süheyla Küçük, otomatik olarak protokolde “First Lady”lik görevini üstlenmişti.
Dönemin özellikleri ile ahlaki değerlerle beraber çağdaş giyim, sosyal aktiviteleri ve protokoldeki görevlerinin önemi, hep onun benliğinde ve belleğinde biçimlenmiştir.
Zaman zaman kullandığım bir ifade vardır Dr. Küçük için.
“Dr. Küçük zor günlerin adamıydı.”
Bu ifadeleri merhum Süheyla Küçük için de kullanma ihtiyacı duyuyorum.
“Süheyla Küçük, zor günlerin kadınıydı.”
Bunu neden söylüyorum?
Çünkü 21 Aralık 1963 çarpışmalarının başlaması ile, gerek Dr. Küçük’ün, gerekse eşi Süheyla Küçük’ün zor günleri başlamıştı.
Rumların silah darbeleri altında var olmak için verdikleri mücadele çok büyüktü. Dr. Küçük o ateş yağmuru altında bir taraftan cepehedeki mücahitlerle, bir taraftan şehit aileleri ve göçmenlerle yakından ilgilenmesi, onun insanlığının en önemli görüntüleriydi diyebiliriz.
Süheyla Küçük Hanımefendi’nin kazanlar dolusu yemek pişirtmesi ve cepheye göndermesi, kapı kapı gezerek göçmenler için eski elbise ve ayakkabı toplaması da onun erdemlerinin bir parçasıydı.
Kısacası o iki belgesel, bize yeniden Ulusal Lider’le muhterem eşi Süheyla Küçük’ü hatırlattı. Böyle bir belgeseli hazırlayarak böyle bir geceyi halka sundukları için KÖDER’i yürekten kutlarız.