Kıbrıs çıkmazında şöyle siyasal yapımıza ve kendi iç kavgalarımızdaki yaşanmışlıklara bakıyorum da, “Her halde ideolojiler ötesinde ortak noktada hepimiz birleşiyoruz” diyesim gelir.
Kıbrıs görüşmeleri sürecinde kimler kimler yer almadı ki...
Sağcısı ve en katıksız milliyetçisi Dentaş’tan tutun da, solcusuna, sağcısına ve sosyal demokratına kadar herkes bu trajikomik oyunda yer aldı.
Trajikomiklik, hem güldüren, hem ağlatan, hem de düşündüren bir kavramdır.  Tiyatro hayatında her zaman insanın karşısına çıkıyor trajikkomik durumlar.
Esasında bütün dünyanın gözü önünde bir trajikomik oyun oynanmış ve perde de kapanmıştır.
Rumların bitmeyen hırs ve egoları şu trajikomik oyunun perdelerini kapattı.
Şayet Kıbrıs görüşmelerinde her Türk görüşmecinin olumsuzluklar ve Rumların uzlaşmazlıkları üzerine yapmış oldukları açıklamaları birer motif olarak derlesek, kocaman bir “Trajikomik oyun” çıkar ortaya.  Hem güldüren, hem üzen, hem de düşündüren bir oyun...
Bence son görüşmecimiz Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın Crans Montana sonrasında yapmış olduğu açıklamalar, gerçek anlamda tam bir dramdır.  Neden dramdır, ona bakalım...
Mustafa Akıncı bütün umutlarını yitirmiş ve bütün kapıların kapanmış olduğunun görüntüsünü veren bir şekil içinde basının önüne çıkmış ve şunları söylemiştir:
“Genç kuşaklara başarılar dilerim.  Ama bizden önceki nesillerKıbrıs’ı bu hallere getirdiler.  Biz bunu düzeltmeye, toparlamaya çalıştık, bunu başaramadık.  Özeti bu...  Temenni ederim, bundan sonraki kuşaklar daha iyisini yapsınlar.”
Bu sözlerde gerçekten hem acı, hem keder, hem umutsuzluk ve hem de biraz da kinaye vardır.
Ben şahsen Sayın Akıncı’nın “Bizden önceki kuşaklar Kıbrıs’ı bu hale getirdiler” sözlerine bir açıklık getirmek istiyorum.
Evvela Kıbrıs’ın bu hallere gelmesinin temelinde yatan gerçeğe parmak basmamız lazım.  O gerçek de, Rumların bitmeyen ENOSİS hayalleriydi.
Şayet siz karşınızda sizi bitirmek için silah kuşanan, hayatını her gün karartan düşmana karşı tedbir almazsanız, mutlak surette sizi bitirir.  Rumların bütün operasyonları bizi bitirmek içindi.  Hal böyle iken TMT’nin kuruluş amacı geliyor akla.  İşte Sayın Akıncı’nın sözünü ettiği, “Bizden önceki kuşaklar Kıbrıs’ı bu hallere getirdi” ifadeleri, bir yerde eski liderleri ve eski siyasileri de suçlar niteliktedir.  Dilerim bu kinayesine bir açıklık getirir bir gün.
Rumların silahlanmasına karşı Türkler elleri kolları bağlı mı kalacaktı?  
İyi ki Kıbrıs anlaşmalarında garantör ülkelere müdahale hakkı verildi.  O garantörlük olmasaydı, elbet bir gün sonumuz gelecekti.
Şöyle bir kıyaslayın bakalım 11 yıl çektiğimiz getto hayatımızla 1974 sonrası hayatımızı.
Rahmetlik Ecevit dememiş miydi?
“Türk askeri adaya barış ve huzur getirmek için gelmiştir” sözlerini.
Türk uçakları Rumlara havadan mesajlar atmadılar mı barış için?
Rumlar hangi iyi niyete el uzattılar ve gerçeklere göz kapamadılar ki...
Şu anda Sayın Akıncı’nın vermiş olduğu yeni nesillere yönelik mesaj, gerçekten düşündürücü ve üzücüdür.
Bir yerde bitmeyen ve her zamanın acımasızlığında üzerine düğümler atılan Kıbrıs meselesi bir çıkmaza girdiğine ve beşli zirvede de çözümlenemediğine göre, gerçekten Kıbrıs sorunu gelecek nesillerin boyunlarına kalmıştır.
Şayet empati yaparsak...  O talebelik yıllarımızda Çaldıranlar’ı, Osmanlı’nın Viyana kapılarına dayanışı, bütün Avrupa’yı kendi topraklarına katmasını ve Mısır topraklarına sahip oluşunu bir düşünün bakalım...
Zaman zaman gazetelerde bazı ilginç haberler okuruz.
“Mısır’da savaş sonrasında kalan Osmanlı mallarının varisleri hala mahkemelerde bir savaş veriyorlar.”
İşte gelecek nesiller bunları yaşayacaklar ve bir masal gibi, “Yahu bir zamanlar bu ada birleşik bir adaydı ama savaş Türklerle Rumları ayırdı.  Şimdi Türklerin de Rumların da malları ve kuzeyde ve güneyde.  Bu düğümü çözmek kolay mı?” diyecekler.
Gerçekten gelecek nesiller bu düğümü nasıl çözecekler, merak ediyorum.  Herhalde çözülmüş bir Kıbrıs’ı bizim görmemiz mümkün olmayacak.  Bir gün, ama bir gün yeni nesiller geçrekten Kıbrıs sorununu çözdüklerinde, bizim nesiller de artık bu dünyadan göçmüş olacak.
Velhasıl bu altmış yıllık zaman zarfında, savaşlar ve Rumların acımasızlıkları herşeye son noktaya koydu. 
Ben de “Gelecek nesillerin Allah yardımıcısı olsun” diyorum...