“Rum makamları 1984’den beri gerek ülkemize getirdiğim sanatçı arkadaşlarıma, gerek yardım eden arkadaşlarıma hatta makam sahibi arkadaşlarıma şaşırtıcı mektuplarla tehditler savuruyorlar.
9 Ağustos günü Berlin’deki “elçicikleri” yine Almanya’daki makam sahibi arkadaşlarıma yeni bir mektup yazarak aklı sıra bizimle olan kültürel ve sosyal işbirliğini derhal durdurmalarını buyurdular. Onlar da çok korkmuşlar yemeden içmeden kesilmişler. Sen daha çok uğraşın canım.
Sayfamı ve yaptığım her şeyi takip eden Berlin’deki elçicik!!! boşuna uğraşma çünkü ben Almanya’nın sanatçısıyım, yürü dersem değil Almanya, taaaa Japonya’dan Sanatçı arkadaşlarım KKTC’de konserler vermek için peşimden gelirler. Gadalaves yoksa engadalaves?
O yazdığın mektup elimdedir ve inan seni kimse sallamaz.”
***
Yukarıdaki alıntı Turgay Hilmi’nin 10 Ağustos 2023 günü saat 02.55’te yaptığı paylaşımdır. Turgay Hilmi bu işin “yine” yapıldığını belirttiğine göre engelleme girişimi ilk değil!
Paylaşımda dile getirilen olay, bana birçok kez yaşadığım benzerlerini anımsattı. Çarpıcı birini anlatayım.
Epeyce uğraştıktan sonra, şairlerimizin Makedonya’nın küçük ama şirin ve şiirin başkenti olarak bilinen Struga kentinde düzenlenen “Struga Şiir Akşamları”na katılmalarını sağlamıştık.
“Struga Şiir Akşamları,” şiirin adeta kutsandığı coşkulu bir şenlikti. Makedonya’nın o günlerde tek gündem maddesiydi. Radyo ve tv kanalları sürekli yayın yapar, Struga sokakları şenliğe katılan şairlerin bayrakları ile donatılırdı. KKTC bayrağı da diğer ülke bayraklarıyla birlikte asılmıştı.
Bir baktık ki bizim bayrak kaldırılmış. Struga Belediye Başkanı Rade Kutanovski ile çok yakın ilişki kurmuştuk. Ona bayrağın niye indirildiğini sorduk. Şaşırdı, bir şeyler geveledi, sonra baklayı ağzından çıkardı: Yunan Elçiliği onları protesto edip tehditler savurmuş.
(Makedonya’nın NATO ve AB kapılarını aralamaya çalıştığı ama adı dolayısıyla Yunan engellemesiyle karşılaştığı bir dönemdi. Nitekim yıllarca sonra NATO’ya girebilmek için Makedonya adı Kuzey Makedonya olarak değiştirilecekti.)
Belediye Başkanına üzüntülerimizi ve kültürel-sanatsal bir olayda, Yunanlılara ödün vermelerinin yanlışlığını anlatmaya çalıştık.
Uzun hikâyedir, kısa keseyim. Belediye Başkanı Rade sonuçta “tamam” dedi ve bayrağımız bir süre sonra yeniden asıldı.
Bitmedi, çünkü konu yalnız bayrak konusu değildi.
Struga Şiir Akşamları’nın ana şiir etkinliği, kentin ortasından geçen nehrin köprüsüne kurulan platform üzerinde gerçekleştirilirdi. Ünlü bir kadınla bir erkek sunucusunun görev yaptığı, Makedon tv’sinin canlı olarak yayımladığı, inanılmaz kalabalıkların izlediği, -görselliği de muhteşem- bir şölendi bu! Şölene belirli sayıda seçilmiş şair çıkar, kendi dilinde şiirini okur, sunucuların biri de Makedoncasını seslendirirdi. Bizim adımıza da tarihte ilk kez Mehmet Kansu platforma çıkıp şiirini okuyacaktı.
Meğer Yunan Elçiliği Mehmet Kansu’nun o platformda şiir okuyacak olmasını da protesto etmiş ve Makedonlar bu protestoya da boyun eğmişler. Yani bayrak olayını fark etmeseydik, programda olmasına karşın Mehmet Kansu şiir de okumayacaktı.
Belediye Başkanı Rade, olay bittikten sonra anlatmıştı: Bayrak olayı dolayısıyla gösterdiğimiz tepkiden çok etkilenmiş ve Dışişleri Bakanı ile bizzat konuşarak ve tavır koyarak, Yunanlılara karşın hem KKTC bayrağının asılmasını, hem Mehmet Kansu’nun köprüde şiir okumasını sağlamış. Bunu sanatsal/kültürel bir olay olduğu için yaptıklarını da anlattı Rade! Başka bir gerekçe ile Yunan baskısını aşamazdık dediğini de anımsıyorum.
***
Kültür sanat, insanlığın en etkili toplumsal/ulusal bellek yaratma, var olma, tanınma ve tanıtma araçlarıdır. Tarih boyunca hiçbir güç; kültür ve sanat kadar etkili olamamıştır. Güçlü ordulara, güçlü ekonomiye sahip nice devlet ve imparatorluk tarihin derinliklerinde yitip giderken, o devlet ve imparatorlukların halkları, yarattıkları kültür ve sanatla varlıklarını sürdürebilmişlerdir.
Kültür sanat hiçbir sınır ve engel tanımaz. Ne dağ ne tepe, ne deniz ne okyanus, ne de başka bir maddi ya da sanal engel onu durdurabilir. Sınır da çizseniz, demir perde de çekseniz, ambargolar da uygulasanız işe yaramaz. Bize ambargo uygulanmayan, daha doğrusu “uygulanamayan” yalnız kültürdür, sanattır, edebiyattır. Bunu ben onlarca kez yaşadım. Rum, her yerde bizi engellemek istedi, tek engelleyemediği alan bu oldu.
Ne yazık ki siyasal erk, böyle bir özelliği ve gücü olan sanatı, kültürü, edebiyatı her dönemde, her zaman “gereksiz uğraş” olarak gördü. Kendi ayaklarımızın üstünde durmayı öğrenmeliyiz derken, kendimizi anlatmak için doğrudan insana ulaşan, insan denilen o muhteşem varlıkla derdini anlatan sanatın büyülü gücünü yeterince kullanmıyor, kullanamıyoruz. Bizi başta Türkiye olmak üzere, dünyaya sanatla yeterince anlatmıyor, anlatamıyoruz.
***
Hilmi Refik, başka sosyal çalışmaları yanında, ülkemizde gerçekleştirdiği müzik etkinlikleriyle de, kutlanacak “muhteşem” işler yapıyor. Rumların/Yunanlıların hâlâ daha onu/sanatı engelleyebileceklerini sanmaları ve bu konuda çaba harcamalarını anlamak zor! Yine de Rum – Yunan mentalitesini çok iyi bildiğim için, onun ses getiren sanatsal etkinliklerini engellemeye çalışmaları beni hiç şaşırtmadı.
Bana göre, sanatı engelleyebileceğini sananlar ya çok aptal olmalıdır ya da bağnazlıkları akıllarının önüne geçmektedir.