Şu haberi bir kez daha okuyalım:
“Terör örgütü EOKA’nın kuruluş yıldönümü nedeniyle toplanan Rum gruplar önceki gün öğle saatlerinde sınırın sıfır noktasından başkent Lefkoşa’nın KKTC tarafında bulunan Yiğitler Burcu’nda mukim sivil vatandaşlara taş, sopa ve el yapımı patlayıcıyla saldırı gerçekleştirdiler”.
Bu haber 3 Nisan 2026 tarihli basından iktibas edilmiştir. Şunu bu arada belirteyim ki 1 Nisan EOKA’nın kuruluş günü değil, eyleme geçme günüdür. EOKA, Yunanistan ve Makarios tarafından 1954 yılında kurulmuş, 1 Nisan 1955 tarihinde silâhlı eyleme başlamıştır. Bu nedenledir ki Rum’lar her yılın 1 Nisan’ında tören ve eylem yapmakta, bunu bir kin ve düşmanlık kusma vasıtası olarak kullanmaktadırlar.
***
Bunda da şaşılacak bir taraf yoktur.
ENOSİS hedefinden bugün de vazgeçmediklerine, Rum Meclisi’nin AKEL’in de imzasını taşıyan ENOSİS kararı halen de yürürlükte bulunduğuna göre maksat ortadadır.
Diğer terör filmlerini daha önce nasıl görmüşsek bu taşlı ve sopalı filmi de daha önce de defalarca görmüştük.
Önce taş ve sopayla başlarlar.
Sonra silâhla devam ederler.
1955’de de böyle olmuştu…
1958’de de böyle olmuştu…
Bütün 1950’li yıllarda da hep böyle olmuştu.
Bundan sonra da hep böyle olacaktır.
***
Rum’un çözüm, barış, uzlaşma, federasyon lâfları sadece bir hikâyeden ibarettir.
Hiç vazgeçilmeyen ve vazgeçilmeyecek tek hedefleri ENOSİS’tir.
Barış, uzlaşma, çözüm, federasyon söylemleri onlar için sadece ve sadece ENOSİS’e giden yolda yeni bir sıçrama tahtası elde etmenin manevrasıdır.
Rum liderlerin ikide birde görüşme talebinde bulunmaları ancak bir sahtekârlığın göstergesidir.
Meselâ sık sık iki halkın siyasal eşitliğini kabul ettiklerini söylerler.
Bu tavır tribünlere oynamaktan ibarettir.
Sahaya inildiğinde, yani masaya oturulduğunda gerçek bir eşitlik gayreti içine girildiği 50 küsur yıldan beri görülmüş şey değildir.
Eşitlik ve federasyon lâfları emperyalizme sempatik görünerek destek sağlama kumpasından başka bir şey değildir.
***
Doğrudan doğruya ENOSİS’i savunmanın onlara bir avantaj sağlamayacağını biliyorlar. Bundan dolayıdır ki üç aşamalı sinsi bir politika izlemektedirler.
İlk aşama federasyon namı altında bir Rum devleti yaratmak…
İkinci aşamada siyasal, ekonomik önlemlerle, bu arada gerekirse terörle Kıbrıs Türk’ünü sindirmek, her türlü haktan mahrum etmek, eritmek, ya göçe, ya teslim olmaya zorlamak…
Üçüncü aşama ise ENOSİS’in hayata geçirilmesidir.
***
Bizim taraf, meselâ Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman istediği kadar barıştan, uzlaşmadan, çözümden yana olsun, ister bunu fiiliyatta da göstersin, boşuna gayrettir.
Zaten adamların peşin şartı var:
-Türk askeri gidecek, garantiler kalkacak.
Bu kafayla ne bekliyoruz yani?
Teslim olmadıkça bizimle uzlaşmayacaklarını anlatmak için tabanca çekip kafamıza dayamalarını mı bekliyoruz?
Çözüm iki kişiyle oynanan bir danstır.
Tek kişiyle dans olmaz.
Taş Ve Sopa
Fuat Veziroğlu
Yorumlar