Mümkün mü yaşamakta iken yaşadığını fark etmemesi insanın sürekli olarak.
Yaşamakla yaşamamanın yol ayrımında, kaderin tecellisini beklerken...
Özellikle ne zaman biteceği bilinmeyen bir ölüm kalım savaşı devam ederken neden?
İnsanoğlu ömür süresince ayırt edemeyecek yaşamayı ölümden ve neden hesap sormuyoruz kadere yaşanan en muhteşem anılarımızı bir anda yok etti diye?
Ve niye yaşanır yaşanmaz hasretle beklenen yaşantılar hemen gönderilirler unutulanlar âlemine?
Ardından hiç bitmeyen toplumsal felaketler, açlıklar, işsizlikler...
Ey ulemalar, bilginler, çok değerli mesailerinizle öncelikle çare arayın açlıkla boğuşan gariplere.
Varsın feragat edelim bir miktar da olsa lükslerimizden.
Değil mi ki mutluluğa ulaşamaz ve ulaşamayacaktır da hiçbir zaman açları seyrederek doyarken mideler...
Yeter! Anlayalım artık, anlayalım tümden, dünyamız açlar, toklar diye ikiye bölünürken teknoloji tavan yapsa da mutluluk denilen ideali yaşamayacaktır asla hiç kimse.
Mutluluk çürümeye hep mahkûm mu kalacaktır hayallerimizde?
Mutluluk yerine hep mutluluğun hayalleri ile mi avunacağız sadece...
Tek amaç olarak mutluluk yaşamasın ve hiç yaşanmasın ütopya hâlinde.