Mutluluk, sahip olunan maddi, manevi edinimleri önemsemek, korumak ve paylaşmaktır.
Paylaşmak söz konusu olduğu zaman, kesin olarak kastedilen tanımla tek bir bireye ait bir mutluluk söz konusu olamaz. Böyle olduğu zaman da sosyal bir olaydır demek de yanlış olmaz mutluluk için.
Ya da birlikte yaşanan güzel duygulardır mutluluk.
Yoksa kendimize ait olmayanı ısrar ve şiddetle arzulamak değil.
O zaman mutlu olmak bireyin elindedir.
Ve mutluluk bilinmeyen yerlerden gelip başa taç olan bir nimet de olamaz.
Öyle olsa mutluluk bir hayal olur. Ve onu sadece hayal olarak yaşayabilir insan.
O hâlde niye çoğu insan mutluluğu hep hayallerde aramayı yeğlemekte? Ve bulamayınca da hayal kırıklıklarına maruz kalarak bedbaht olur ömrünce?
İnsanoğlu çoğu kez miyop mudur acaba... Niye mutlulukları yakınlarında hissedemez? Ve niye mutluluğun hep uzaklardan gelebilecek bir şans olabileceğine inanır?
Hatta çoğu kez pes ederek ve umutsuzluğa kapılarak mutluluğun başka dünyalarda olabileceğini bile düşünebilir de.
Hatta mutluluğun gerçekleştiği yerin cennet olabileceği bile aklından geçer.
Ve mutluluğu ebediyen elde etmek için Tanrı’ya sığınmanın tek yol olduğuna inanırlar.
Bu bir inanç.
Tanrı olsun, inanç olsun, inanmak güzel.
Ve de inançlar karşısında tartışılması hem olanaksız hem de yararsız.
Ancak söz konusu olduğunda mutluluk, bilinmeli ki her insanın ayaklarının dibinde.
Uzaklarda aramak boşa kürek sallamak gibi bir şey.
Uzak Değil Mutluluk
Teoman Ersöz
Yorumlar