Evet…
Biz iki devlet diye tutturmasak Rum güneyde yabancı devletlere üs veremezmiş, üs verebilmesi için bizden onay alması gerekecekmiş.
Böyle diyor bazı CTP’li politikacılar.
Bu, halkın aklıyla alay etmektir.
Halka yem borusu öttürmek demektir.
***
Ne demek yem borusu, onu da anlatalım.
Birinci Dünya Savaşı sırasında New York limanındaki bir gemiye on tane at yüklemişler. Atlar Avrupa’ya götürülecek.
At o savaşta dağlık bölgelerde çok yararlı bir taşıt vasıtası sayılırdı.
Gemi Avrupa’ya doğru hareket etti.
Atlara belli saatlerde yem veriliyor.
Yem saati gelmeden yarım saat önce gemi kaptanı at bakıcılarını uyarmak için bir boru öttürürmüş.
Boru sesi “hayvanlara yarım saat sonra yem verin” demekmiş, hayvanlara bakmakla görevli gemi personeli buna göre hazırlık yaparmış.
Bu boruya da yem borusu denirmiş.
***
Yolculuk uzun sürmüş.
Günler boyunca yem borusunun öttürülmesinden yarım saat sonra yem verilmesi hayvanlarda bir alışkanlık yaratmış.
Yem saatinden yarım saat önce yem borusu öttürülmediği takdirde hayvanlar tepinmeye, kişnemeye, kıyameti koparmaya başlıyorlarmış.
Yem borusu ötünce de yarım saat boyunca sus-pus oluyor, çünkü yem borusunun öttürülmesinden yarım saat sonra yem verileceğinin farkındaymışlar.
Denizde çıkan fırtına yüzünden yolculuk normalden uzun sürmüş, bu arada gemideki hayvan yemi de bitmiş.
Saati geldiğinde yem borusu öttürülmediğinden ve müteakiben yem verilmediğinden hayvanlar deliye dönüyor, ortalığı alt-üst ediyorlarmış.
Bunun üzerine gemi kaptanı yem verilmediği halde her yarım saatte yem borusunu öttürmeye başlamış.
Yem borusundan yarım saat sonra yem geleceğini zanneden hayvanlar yine sus-pus oluyorlarmış.
Böylece gemi kaptanı her yarım saatte yem borusunu öttüre öttüre hayvanları sakinleştirmiş, sonunda kazasız-belâsız Avrupa’ya ulaşmışlar.
***
Bazı CTP’li politikacıların şu anda halkımıza yaptığı da budur.
Halka yem borusu öttürüyorlar.
Yem gelmeyeceğini bile bile…
***
Bu CTP’li politikacılar tarihten ders almadıkları gibi kendi partilerinin geçmişinden de ders almıyorlar.
Oysa her partinin olduğu gibi CTP’nin de bir tarihi, geçmişi vardır.
O tarih içinde de bizzat CTP’li liderlerin ağzından çıkan tarihi sözler vardır.
***
Bir siyasetçi için tarihten ders almamak ya bir cehalet göstergesidir, ya da kötü niyet…
Atatürk tarihten ders almanın ustasıydı, hiç unutulmayan tarihi sözleri vardır.
İstanbul emperyalist güçler tarafından Birinci Dünya Savaşı sonunda işgâl edildiği zaman İstanbul’da idi.
O sıra herhangi bir görevi yoktu, izinli sayılıyor, Kurtuluş Savaşı’nın plânlarını hazırlıyordu.
İstanbul Boğazı’nda kümelenen düşman gemilerinden halkın rahatsız olduğunu gördüğü zaman bir soru üzerine şöyle demişti:
-Geldikleri gibi giderler.
Bu ifade o gün belki de Atatürk dışında herkes için bir hayâldi.
Koskoca İngiliz donanmasını İstanbul’dan kim çıkaracaktı?
Hiç kimse, Atatürk hariç, bunun rüyasını bile göremezdi.
Padişah bile İngiliz uşaklığına sığınmıştı.
Ama sonunda Atatürk’ün dediği oldu, geldikleri gibi gittiler.
***
İsmet Paşa’nın da tarihi sözleri vardır.
Meselâ demokrasi ve özgürlük vaadiyle iktidara gelen Demokrat Parti diktaya yöneldiğinde İsmet Paşa onları şöyle uyarmıştı:
-Şartlar tahakkuk ettiğinde ihtilâl meşrudur.
Nitekim dediği oldu, kısa süre sonra 27 Mayıs ihtilâli geldi.
İsmet Paşa geleceği gören bir kâhin gibiydi.
İleride başlarına gelebilecek felâket açısından da DP iktidarını şöyle uyarmıştı:
-Bu kafada giderseniz sizi ben de kurtaramam.
Nitekim kurtaramadı.
***
Günümüze dönecek olursak…
Bizim siyasilerin ağzından çıkmış tarihi sözler var mıdır?
Özellikle CTP’li siyasilerin…
Evet vardır…
Bunu da bir başka yazıda irdeleyelim.