Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman geçende New York’a gitti, görüştü, döndü.
Dönüşünde bir açıklama yaptı.
Bu açıklamada yer alan bir ifade ve bu ifadede yer alan bir kelime dikkatimi çekti.
Dikkatimi çeken o ifade şöyledir:
- Bir muhatap aranıyorsa o benim.
O kelime ise şudur:
- Fail.

***
Ne demek fail?
Bir fiili işleyene fail denir.
Hukuk diliyle söylemek gerekirse bir fiili ika edene fail denir.
Bir fiili ika etmiş veya işlemiş iseniz o fiilin failisiniz.
Mesela bir hırsızlık yapmışsanız hırsızlık fiilini ika etmiş veya işlemiş olursunuz.
O fiili işlediğinize veya ika ettiğinize göre de o hırsızlık fiilinin faili olursunuz.

***
Erhürman bu cümleyi durup dururken resen mi ifade etmiştir?
Hayır.
Bir soru üzerine ifade etmiştir.
Bir gazeteci soru sormuş…
O da cevap vermiştir.
Cevabı bir roman gibi uzatmamış…
Bir telgraf kısalığında yanıt vermiştir:
- Bir muhatap aranıyorsa o benim.

***
Peki, gazeteci tarafından Erhürman’a hangi konuda hangi soru sorulmuştur ki o gazeteci Erhürman’dan böyle bir yanıt almıştır?
Soru anavatan Türkiye’ye ilişkindi.
Rum tarafının anavatana yönelik suçlamalarına ilişkindi.
Ve de Rum tarafının Kıbrıs Türk halkını es geçerek doğrudan doğruya Türkiye’yi muhatap almasına ilişkindi.
Malumdur…
Rum tarafı ezelden beri Kıbrıs Türk’ü yerine Türkiye’yi muhatap almaya yeltenmekte ve Türkiye tarafından da muhatap alınmayı hayal etmektedir.
Bu aslında dolaylı da olsa bir nevi tanınma talebidir.
Tabii ki bu da bir rüyadır.
Ve Erhürman’ın sözü benim anladığım kadarıyla bu rüya hakkındadır

***
Yine benim anladığım kadarıyla Erhürman bu Nato kafa Nato mermer zihniyete bu ifadeyle şu mesajı vermektedir:
-Türkiye ile didişmekten vazgeçin, bu didişmeyle hiçbir yere varamazsınız, görüşeceğiniz bir şey varsa benimle görüşeceksiniz, söyleyeceğiniz bir şey varsa bana söyleyeceksiniz, görülecek bir hesabınız varsa benimle göreceksiniz, çıkmaz sokaklara girme huyunuzdan vazgeçin.

***
İşte bu mesaj nedeniyledir ki ben Erhürman’ın bu ifadesini önemsedim, es geçmedim, pas geçmedim.
Bir köşeye yazdım.
Bir kâğıda not etim.
Çünkü bana göre bu bir taahhütnamedir.
Yanılıyorsam Tufan Bey beni düzeltsin.

***
Bu konuda diyeceklerim şimdilik bu kadar.
Ama isterseniz bu yazıyı tatlıya bağlayalım.
Neden tatlıya bağlayalım?
Çünkü Tufan Bey’in “o benim” ifadesi bana hiç de yabancı gelmedi.
Bir çağrışım yaptı bende.
Ümit Yaşar Oğuzcan’ın bir şiirini anımsattı:
- O benim işte.
O şiir şöyledir:
“Biraz kül biraz duman, o benim işte, Kerem misali yanan, o benim işte, inanma ben ben olduğuma, beni sevdiğin zaman, o benim işte”.
Bu şiir bestelenmiş ve şarkı da olmuştur.