Toplumsal bellek, “şimdinin, geçmiş ve gelecekle birleşimi” olup “tarih boyunca yaşananları harmanlayarak ben’leri bize dönüştürür,” geçmişe olduğu kadar geleceğe de ışık tutar.
İnsanlık tarihine bakıldığında, iz bırakmış devletlerin toplumsal belleği koruma ve geleceğe aktarma konusunu önemsediklerini ve bu yönde yapılanma gerçekleştirdiklerini görürüz. Yazının kullanılmaya başlamasının ardından arşiv ve kütüphanelerin ilk prototipleri, eski Mısır, Çin, Mezopotamya’da arşiv ve kütüphanelerin ilk örnekleri ortaya çıktı, kil tabletlerden bile arşiv oluşturuldu.
Taşlar, kayalar üzerine işlenen mağara resimleri ile Göktürk yazıtları gibi yazıtlar da, geleceğe aktarımların bir başka biçimidir.  İskenderiye Kütüphanesi gibi M.Ö. üçüncü yüzyıl başlarında kurulmuş ve 150 bin cilt el yazması eserin toplandığı yönünde bilgi olan kütüphane örneği var. Osmanlı Devleti’nin hayranlık duyulan yönlerden biri, gerçek sözcük anlamıyla görkemli ve milyonlarca belge barındıran arşividir.
Daha yakın tarihlerde müzelerin yaygınlaşması, devletlerin “ansiklopedik” çalışmalar yaparak (ya da yaptırarak), sözel değerleri yazıya geçirecek çalışmaları özendirerek (ya da yaptırtarak) bilgi depolaması da özünde toplumsal belleğin arşivlenmesinden başka şey değildir. Sözlü tarih denen olayın özü de budur.   

***

Bizde kamusal bir arşiv oluşturma çabası 1971’e kadar geri gider. İlk  yapılanma, Türk Cemaat Meclisi Başkanı ve Kıbrıs Türk Yönetimi Başkan Yardımcısı olan merhum Rauf Denktaş’ın, 9 Ağustos 1971 tarihinde Yürütme Kurulu’na (Bakanlar Kurulu) sunduğu önerge ile başladı.
1971 yılında arşiv konusunda ilk yapılanmasının başlanmış olması, özünde ve aslında devletleşme serüvenimizle koşutluk göstermesi bakımından önemlidir ve yine aslında. “Devlet” ile “arşiv” kavramlarının ayrılmazlığının da kanıtlarından birisidir.
Mustafa Haşim Altan’ın süreçte “belirleyici” çalışmaları olduğunu belirtmek gerekir. Israrlı ve inandırıcı çalışmaları sonucunda Türkiye Cumhuriyeti’ne gönderilerek oradaki çeşitli arşivlerden Kıbrıs ile ilgili 20 bin civarında belgeyi, mikrofilm olarak derleyerek Kıbrıs Türk Milli Arşivi’nin temelini (fiilen) o attı. Yani Mustafa Haşim Altan’ın bilinçli çabaları ile Rauf R. Denktaş’ın konunun önemini kavrayıp destek olmasını yadsımak mümkün değildir. 
Yıllarca, Gençlik, Spor ve Kültür Dairesi’ne bağlı bir birim olarak var olan Milli Arşiv,  11 Ekim 1975 tarihinde güvenlik nedeniyle Girne’de bugün faaliyet gösterdiği yere taşındı.
Bir yıllık Turizm ve Kültür Bakanlığım döneminde (1985 – 1986) Milli Arşiv, bana bağlı ama yasası bile olmayan bir birimdi. Kuruluş Yasası’nı çıkarıp Arşivimizi Daire statüsüne çıkarma çalışmalarını başlattık. Ne yazık ki 13 ay süren bakanlığım döneminde bunu sonuçlandıramadık. Bakanlıktan ayrıldığımda kuruluş yasası taslağı Teknik Komite’de görüşülmeye hazırdı ama yasalaşma sürecinin tamamlanması ancak 20 Şubat 1990 tarihinde Cumhuriyet Meclisi’nde kabul edilen 15 Sayılı yasa ile gerçekleşebildi. Böylece yıllarca birim olan yapı Milli Arşiv ve Araştırma Dairesi’ne dönüştü. 2007 yılında KKTC Cumhurbaşkanlığı’na bağlandı. Merkezi Girne İlçesi olan tek Devlet Dairesi konumundadır.

***

“Okuma, araştırma, yazma, kitap, belge” her dönemde yaşamımın vazgeçilmezleri arasında yer aldı. 1974’de göçmen durumuna düşünce -ne yazık ki- tüm notlarım, kitaplarım, belgelerim ve resimlerim Güney’de (Larnaka’da) kaldı. Her şeye sıfırdan başladım ve günümüze kadar getirdim. Hiç kuşkusuz ve elbette ki not yazmayı, kitap (ve diğer basılı şeyleri) okuyup biriktirmeyi, belge ve resim biriktirmeyi, yapma gücüm oldukça yaşamımın son anına kadar sürdüreceğim ancak elimdekileri artık paylaşma vaktinin geldiğine inanarak binlerce kitabımı YDÜ Yeniboğaziçi Kampusü Kütüphanesi’ne, arşivimi Milli Arşiv’e verdim. Böylece, benim de Milli Arşivimize bir katkım oldu. Üstelik arşivimin tümü, Atatürk’ün kurduğu Türk Tarih Kurumu tarafından dijital ortama da taşındı.
İlgi duyanlar adımı taşıyan bölümlerde belgelerime hem dijital ortamda, hem elle tutulur biçimde ulaşabilecek.

***

Arşivler, resmi ve özel kurumların, gerçek ve tüzel kişilerin yaptıkları işlerle ilgili/ilgi alanı içine giren konularla ilgili yazılı, sesli ve hareketli veya hareketsiz görüntülerden oluşan malzemenin sistematik olarak derlenmesi ile oluşur.  Devlet arşivleri gerek derleme ve gerekse sınıflandırarak kullanıcıların hizmetine sunma görevlerini yasal çerçeve içerisinde kurallara bağlı olarak yürütür.  Kıbrıs Türk Milli Arşivi de, devlet kurumlarınca üretilen arşiv malzemesini derleme görevi yanında özelde Kıbrıs Türkleri’nin ve genelde ise Kıbrıs’ı ilgilendiren tarihi, antropolojik, sosyolojik, ekonomik, siyasi, kültürel ve benzeri belgeleri de bünyesinde barındırma gibi çok önemli bir misyona sahiptir.
Ben yılların birikimi olan binlerce kitabımın YDÜ Yeniboğaziçi Kampusü Kütüphanesi’nde, arşivimin hem dijital ortamda Türk Tarih Kurumu Arşivi’nde, hem Millî Arşivimizde, araştırmacıların, bilim insanlarının ve ilgi duyanların hizmetine sunulmasından dolayı çok mutluyum; gönül rahatlığı içindeyim ve vicdanım çok rahat! Devlet’ten beklentim, Milli Arşiv’e daha çok değer vermesi, daha çok olanak sağlaması, siyasetten uzak tutmasıdır. 
Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar’ın, daha üçüncü görev ayı dolmadan (ve yüklü ülke ve dünya gündemi ile ve yığınla konu ve sorun varken), 5 Ocak 2021 günü Milli Arşiv ve Araştırma Dairesi’ni ziyaret etmesi, bana hoş, anlamlı ve ümit verici gelmişti. Bunu 12 Ocak 2021 tarihi Vatan’daki  “MİLLİ ARŞİV’İ ANIMSAMAK” başlıklı yazımda da dile getirmiştim.  Ondan Milli Arşiv’e daha çok değer vermesini, daha çok olanak sağlamasını, siyasetten uzak tutmasını istemek hakkımdır diye düşünüyorum.
Arşivimle ilgili süreçte, katkısı olan birçok kurum ve kişi oldu. Birini atlayabilirim diye tek tek isimlerini saymadan tümüne sonsuz teşekkürler!
19 Aralık 2023 günü kardeşim İbrahim’le birlikte Girne’deki Milli Arşiv’e gidip bana ayrılan bölümü yerinde gördüm. Başta Müdür Ejdan Sadrazam, Arşiv personeline konukseverlikleri için teşekkür ederim.  
Bu Arşiv ziyaretimi, sosyal medyada da paylaştım ve yüzlerce yüreklendirici kutlama ve destek mesaj aldım. Tüm ilgilenenlere buradan teşekkür ediyorum.
Bu yazı bağlamındaki çalışma ve biriktirmelerim elbette ki sürecektir. 
NOT: Bu benim 2023’te Vatan’da yayımlanacak son yazım. 2023’ü terk edip 2024’e geçerken herkese, 2023’ten daha güzel bir yıl dilerim.