Fakirler de mutlu olabilirler. Hem de ufak tefek edinimlerinden... Yeter ki takmasınlar akıllarına kendilerinden daha varlıklı hemcinslerini. Gıpta etmesinler benzerlerine, farklı yaşam şekillerine...
Bilmeli ki yaşanılan sistemde toplum bölünmüştür bölmelerine. Bu yeni bir durum değil; düzen böyle... Kapitalizmin gereği böyle. İstesek de istemesek de...
Her sınıfın özellikle ekonomik farklılıkları olağan bir kuraldır. Veya öyleyse öyle yaşanmalıdır hayat... Ta ki daha adil bir düzene kavuşana kadar.
Ama ille de en mutlu olan varlıklı olanlar değildir. Çünkü mutlu olmanın çok nedenleri var. Mesele imkânların çokluğu değil... Aksine mutluluk, imkânlarını en iyi kullananın hakkıdır.
Sosyal yapıyı oluşturan sınıflar... Elbette demokrasi, eşitlik ve özgürlük vaatleri sunmaktadır halklara. Ama bunun yüzde yüz gerçekleşmesi imkânsız bir idealdir.
Gönül arzular ki insanlık kavuşsun bu ideale. Mutlak eşitlik tanınmış olsun tüm toplumlara.
Ancak uygulamada her insana mutlak eşitlik sağlanması imkânsız bir şeydir. O zaman ekonomik sistemlerde demokratik yönetimler ancak kanunlar çerçevesinde eşitliği mümkün olduğunca uygulayabilir.
Özgürlük ise demokratik sistemde sadece kanunlarla sınırlanabilmektedir. Aksi hâlde yargı sistemleri yaptırımlarıyla girerler devreye.
Yargının devrede olmaması hâlinde, insan varlığının bencilce davranışları sonucunda toplum düzeni mutlaka bozulur. Anarşi bile oluşabilir toplumda bu koşullarda...
Bu nedenle Anayasa ve kanunlar yaptırımlarıyla özgürlükleri sınırlar.
O hâlde ekonomi tarihinde siyasal eşitlik ve özgürlük vaat edilen uygulamalarda buna olanak olmadığı kanıtlanmıştır.
Zaten eşitlik düşüncesi aklın yarattığı bir idealdir. Yoksa mutlak eşitlik doğada bile yoktur. Ne kadar hassas bölünse bile bir elmanın yarısı öbür yarısına eşit değildir.
Gündem
Güney
3.Sayfa
Dünya
Spor
Sınıflarla Bütünleşme
Teoman Ersöz
Yorumlar